Dünya anlamdan yana değil, çağrışımdan yana zengindir ve bilgelik bu ikisini ayırabilmekte saklıdır.
21 Aralık 2011 Çarşamba
Kinyas ve Kayra
Türkçe'de böyle bir kitap yazıldığı için gurur duyuyorum. Bu kitabı çok sıkıcı bir yerde okumam da ayrı bir şans.
Hakan Gündar'ın beyninden fışkıran deneyimler de hayaller de o kadar etkileyici ki ,,devrik cümleleri filan hiç siklemiyorsunuz. Hep bir an sonrasına hevesleniyorsunuz,hiç bir olasılık bile düşünemeden. hayal gücüyle,yaşanmışlıklar,ve artistik reddediş: görmüş geçirmiş-sofistike çünkü.
Anarşizmi bile anarşist bir tavırla reddeden,inanılmaz benzetmelerle kafa yorduğu,yaşadığı,hissettiği herşeyi vurgulamış efsanevi bir kitap.. kaybolanların,bu coğrafyada outsider olanların,zihinsel ölümü,çözümsüzlüğün ötesinde huzuru arayanların 500 sayfalık uyuşturucusu,soluksuz bir meditasyonu.
Bazen düşündürüyor, deneyimlerimiz yaşımız artıkça-heycanı kaybettikçe- yaratıcılkta ters orantılı olarak azalıyor mu ne?
kitap kapağını yapanında ayrıca a.q. yim. aslında hayat gibi,mükemmel bir içeriğe ,B tipi bir kapak :P
11 Aralık 2011 Pazar
Gelene 3 gidene 3 noluyozlan??
Yazıldığı gibi fener maçına kadar bu takımın defansıikalecisi ve ortasahasının gobegi oldugu biliniyordu..Ama göt zoruyla gol atıyorduk..Ama fener maçındaki fatih terim motivasyonuyla ,,Galatasaray tekrardan buyuk takım oldugunu hatırladı..Elamnder'in bitmek bilmeyen enerjisiyle ve ufak emrenin top tekniğiyle de gol yollarındaki problem çözülmüşe benziyor.
Ve yaklaşık 6yıl sonra kimsenin götüne başına çarpmadan güzel bir frikik golü gördüm ya...Selçuk inana bravooo1!bu gece kemiksiz bir galibiyet aldı cimbomum.
Ocakta Keita tipi patlamalı skora etkisi olabilecek bir kanat oyuncusu ve son vuruşu güçlü olan bir forvetle ,,,şampiyonluk gelir inşallah...hatta inşallah seneye avrupaya hazırlık maçları gibi bile olabilir 2.yarı...futbol bu oynanmadan biliniemez ama Galatasaray Avrupa'yı ait olduğu şampiyonlar ligini çok özlemiş belli :)
9 Aralık 2011 Cuma
7 aralık 2011 galatasaray-fenerbahce
2 yıl sonra Galatasaray ilk kez böyle top oynadı. 2000lerin başındaki okan-emre-suat boğucu presi,ilk yirmi dakika baskısı,sürekli atak düşüncesi. volkan'ın maymuna döndüren şutlar.Resmen uzun süre sonra zevk aldım bir Galatasaray maçından. bu sene Fener'de geçmiş yıllardaki kadar güçlü değil ve atamayana atarlar balı da tutmadı,Bilica malı sayesinde bu sefer.
kadroya baktığımızda cimbom çok önemli bir sorunu geride bırakmış. Servet ve Zan gibi iki kalastan ufaluji gibi bir atletik ve deneyim abidesi +semih kaya gibi gerçekten soğuk kanlı,genç ve istikrarlı bir defans 2lisine dönmüş..orta sahada da yıllar sonra melo gibi bir pitbul ve selçuk inan gerçeği var....ve kalemizde artık bir trafik polisi yok Muslera...ağlamak istiyorum arkadaş...bariz geleceğe yönelik sağlam yatırımlar..nasıl takım kurulurun en güzel örnekleri bunlar.
+Elmander 'de hakan şükür vari boğuşuyor..son vuruşlarıda fena değil ve takıma çok pozisyon hazırlıyor. bunların üstüne kazım'ın (bu sezon ilk kez) Fener'e karşı özel gazı ilk yarıda eklendi.(gerçi kazım hiç olmasa da olur) 6yıllık sabri ayıbından sonra sağ bek oyuncusu gördük ..evet evet arsenal golü gördük eboue'den. Bravo!
Emre çolak 'ta engin baytarın sinirsiz ve daha dinamik hali rolune burununce..bu galibiyet kaçınılmaz oldu. sadece şunu eklemek istiyorum umarım emre çolak,,kendini arda turan edalarına çabuk bürümez..hemen oldum bittim,,reina-lucca-ortaköy moduna geçmez. bariz yetenkli,teknik ama çelimsiz ve eğitimsiz. umarım Türk futbolu harcana bir yetenek değilde klas bir oyuncu kazanmış olur.
fener maçında da 3.orta saha kanattan bozup merkeze takviyeyi çok iyi yaptı..kazım kanatta oyuncusu gibi oynadı ,emre içe desteği,,kanat değiştirmeyi,top kapmayı çok iyi başardı.
inanamıyorum ,geçen yılı duşunuyorum ve bu yıla bakıyorum.. kalede bir kaleci,,gerçek 2 defans oyuncusu...gerçek bir sağ bek...göbekte 1 psikopat +1top cambazı ,forvette işi görçek bir adam var bizim takımda...Allah'ım sen büyüksün diyorum :) Terim'e de bravo..biraz zorunluluktan sakatlıklardan gençleri takıma monte etti..ama cesur adam ayhanı,serveti dayayıp berabere bitebilirdi maç..çok örneğini gördük mostraların biz..
eksiklikler neler: Riera aydın yılmazın ispanyol kankası,,,arabistanda zannediyo kendini pezeveng,,,kazım bu takımda ancak yedek olur...Yani bir sağ kanat+açık..tek başına çılgın yapabilecek bir adam... 1tane de genç yedek durabilecek...sol kanat....baros efsaneydi,kraldı..ama sakatlıktan kondisyonlu dönemedi..ve her geçen gün eriyor...iyi bir forvet,,,barosun ilk geldiği zamanındaki gibi 5-7 milyon euro arasına kapatabilecek bir adamla...sezon sonu nerde olacağımız siz hayal edin dostlar...
note: fener zor gunler geçiriyor..inşallah haklarındaki iddaa asılsız çıkar ya da klubun bunda bir suçu yoktur.eee bir derbi aldıysak göndermeyide yapmalıyız:D
fenerim kapı gibi, aspirin hapı gibi akşamdan hazırladım, baltanın sapı gibi al bunu alamaz mısın, sen ne biçim delikanlısın!!!25 Kasım 2011 Cuma
Bir Doğu hikayesi /An eastern fable
Çölde seyahat eden bir seyyah, yırtıcı bir hayvanın şerrinden kurtulmak için, kendini, yakınında bulunan bir kuyuya atar. Kuyunun içine düşerken can havliyle bir dala yapışır. Yukarda yırtıcı hayvanın dehşetinden korkarak aşağı inmek ister ancak kuyunun dibinde bir ejderha ağzını açmış avını beklemektedir. Yapacağı bir şey olmadığı için var gücüyle çalılara yapışmaktadır. Ancak bir de ne görsün, beyaz ve siyah iki fare bu çalıları kemirmektedir. Bu acayip hal içinde iken her nasılsa çalıların üzerine bulaşmış bal damlalarını yalayıp bir kaç dakikalık da olsa zevk almaya çalışmakta, o korkunç hali görmezden gelmektedir...
There is an Eastern fable, told long ago, of a traveller overtaken on a plain by an enraged beast. Escaping from
the beast he gets into a dry well, but sees at the bottom of the well a dragon that has opened its jaws to
swallow him. And the unfortunate man, not daring to climb out lest he should be destroyed by the enraged
beast, and not daring to leap to the bottom of the well lest he should be eaten by the dragon, seizes s twig
growing in a crack in the well and clings to it. His hands are growing weaker and he feels he will soon have to
resign himself to the destruction that awaits him above or below, but still he clings on. Then he sees that two
mice, a black one and a white one, go regularly round and round the stem of the twig to which he is clinging
and gnaw at it. And soon the twig itself will snap and he will fall into the dragon's jaws. The traveller sees this
and knows that he will inevitably perish; but while still hanging he looks around, sees some drops of honey on
the leaves of the twig, reaches them with his tongue and licks them. So I too clung to the twig of life, knowing
that the dragon of death was inevitably awaiting me, ready to tear me to pieces; and I could not understand
why I had fallen into such torment. I tried to lick the honey which formerly consoled me, but the honey no
longer gave me pleasure, and the white and black mice of day and night gnawed at the branch by which I
hung. I saw the dragon clearly and the honey no longer tasted sweet. I only saw the unescapable dragon and
the mice, and I could not tear my gaze from them. and this is not a fable but the real unanswerable truth
intelligible to all.
Source: anonymous
15 Kasım 2011 Salı
1 Kasım 2011 Salı
29 Ekim 2011 Cumartesi
20 Ekim 2011 Perşembe
19 Ekim 2011 Çarşamba
24 şehit-Hakkari çukurca
24 genç...kelimeyle anlatılabilecek birşey yok.. bir annesiniz, sabah kalkıyorsunuz,kapıda askeri uniformalı 2 subay görüyorsunuz ve bütün yaşamınız o saniye kararıyor.. Bir kız çocuğunun,abisinin bir çatışmada öldüğünü duyması nasıl bir duygudur,hayal edebilir misiniz? Bir işçinin, oğlunu19 yıl boyunca ne şartlarda yetiştirdiğini,ne uğraşlar verdiğini ve böyle bir haberle kaveden eve çağrıldığını düşünün bir de?
Sabah ipodundan şarkı seçip,metroyla işine-okuluna giderken,ölüm ne kadar uzak bir olay görünüyor gözüne değil mi??
Şartlar gereği üniversite okuyamadınız,ya da babanızın parası yok sizi kollayabilecek,şans eseri de düştünüz Çukurca gibi bir yere..denk geldi olaylar...Bunu mantıkla nasıl açıklayabilirsin? Hayat işte diyebiliyorsun değil mi sadece? bir bakıp,yüzünü buruşturup, 20 yaşında canavar gibi bir gencin böyle ölmesine??
Elbette,tüm kaderin dizayn eden yaratıcının bir bildiği-sistemi-nedeni vardır. Ama,bazen çok zordur ve keder doludur Kaderi ,Allah'ın metodlarını anlayabilmek... (*)
Aynı coğrafyada yaşayan insanlarız,,çok mantıksızca nedenlerden,insanoğlunun en büyük özelliği diyalogla,uzlaşarak çözme yerine kaba kuvvetle,hain saldırılarla, düzenli orduyla birbirini yok etmeye girişmek.Terör.
Politika,çıkarları gütmek için üretilmiş sosyal bir bilim. Ama,onun sonuçları- kağıttan yeryüzündeki en önemli şey insan hayatına geçince- sonuçları çok acı olabiliyor.
Allah'tan rahmet dilerim,tüm bu şehitlere ve dayanma gücü sevdiklerine.
(*) Genç werther'in acıları, Goethe
18 Ekim 2011 Salı
Mükemmel bir yazı
Özgünlüğünü aramak, asla yanlış bir yol değildir
"""Değişimi kabul etmeyen farklı bir kimyası var Galatasaray'ın. Milan Baros'un oyuna girdikten sonra attığı gol sadecebir galibiyetin golü olarak anlamdırılmayacak. Bugün Galatasaray, yokuş aşağı giderken nasıl düzlüğe çıkabileceğini tekrar hatırlattı. Yine Galatasaray, midesine saplanan ağrıları hep beraber nasıl silebileceğini gösterdi.
Derler ki bazen insanın özlediği şey sadece yüz değişimi değil. İnsanın özlediği şey alışkanlıkları... Herkesin bir stili, kendi içinde hayatı şekillendirişi vardır, insanın özü olarak da adlandırabiliriz bunu. Sabah kalkar, kahvaltımızı yapar ve spor sayfalarından gireriz gazetemizi okumaya. Kimileri haftasonunu rafa kaldırır kendini. Kimileri en çok görmek istediği kişiyi görür, kimisi ise en çok hayatı paylaşmayı sevdiği insanı... Alışkanlık olarak gördüğümüz bazı şeyleri kaybetmekten hoşlanmayız. Onlar varken herşey normaldir ama yokken birden rahatsızlık duymaya başlarız, bu genellikle homurdanma sonucunu verir dilimizde. Hayat üzerine sadece kazanmanın kurulu olduğu birşey değildir. Mükemmel bir hayatın otobüsünde yolculuk ederken dahi kaybedeceklerimiz olacak. Çünkü insan yapısı mükemmelciliği kaldıracak düzeyde olamaz. Bu bir yapı kesinlikle ve harika kurgulandığını söylemek gerekiyor. İnsanı üzen asıl şeyse, kesinlikle çaba göstermeden kaybetmektir.
“Bilirsiniz ki her insanın ayrı bir huyu, ayrı bir karakteri olduğu gibi, her futbol takımının da kendine has bir karakteri vardır.Biz sizlere burada Galatasarayımız’ın huyunu suyunu açıkça ve iyice anlatabilirsek, onu adamakıllı tanıyıp, inşallah senelerce dost geçinirsiniz. Galatasaray bir his takımıdır. Renklerine aşık birbirlerine seven futbolcuların takımıdır. Galatasaray feragat ve fedakârlıklarla çalışacak futbolcuların takımıdır. Galatasaray şımarıkları, kendini beğenmişleri, yalnız kendini düşünenleri sevmez. Kısacası Galatasaray, bir halatı hep birlikte çekenlerin, hep birlikte üzülüp, hep beraber sevinmesini bilenlerin takımıdır.”
Gündüz Kılıç, Galatasaray eski antrenörüKüçüklüğümde bir Beşiktaş taraftarıyken Galatasaray bende farklı bir çağrışım uyandırırdı her zaman. Bu takımın farklı bir özgünlüğe sahip olduğunu hissediyordum. Ve o küçük çocuk her zaman Galatasaray'a saygı duydu. Ancak bu yalnızca saygıyla sınırlı kalmayıp daha ileriye gitti. Ben kesinlikle bu renklerin gururunu, bu renklerin ruhunu hissetmeyi yeğledim, küçük bir çocukken verdiğim bu kararın hayatımı nasıl değiştireceğini hiç düşünmeden bu seçimi yaptım. Kendimi kendim gibi hissetmediğim anlar da dahil olmak üzere, Galatasaraylılığımdan her zaman gurur duydum. Bu bazen kırıldı, zedelendi, ancak sahip olduğumuz geçmişimiz bu çalkantılı dönemi de anlatmasını bildi. Soyunma odasında "Gören herkes kırmızıyı görsün!" diyen kaptanı, çocuklarını bir savaşa gönderircesine "Allah yardımcınız olsun" diyen bir hocası ve kaybettiğinin ertesi haftasında çalıştığının bin katı daha fazlasını esirgemeyen bir takımı gördüğünde, bir Galatasaray taraftarı en fazla ne kadar üzülebilirdi ki? Sadece çaba göstermeden kaybetmeyi kabul eden bir takıma üzülürdü Galatasaray. Birbirine saha içinde küfür eden futbolcular gördüğünde üzülürdü Galatasaray. Takım arkadaşı kendisine sert girdiğinde dönüp ona hunharca saldıran futbolcusuna üzülürdü Galatasaray. Sahanın içinde bir arkadaşı kavga ederken, diğeri onu görmezden gelip yürümeye başladığında üzülürdü Galatasaray. Galatasaray başarısızlığa üzülmezdi. Galatasaray 14 yıl şampiyonluğu görememişti, çok da koymazdı. Tepkiyi koyma gereği hissettiğinde, bunu yapmaktan da çekinmezdi Galatasaray.
"Oyuna sonradan girenler de dahil olmak üzere herkesin elinden geleni yapmasını istiyorum. Tıpkı bu gece Baros'un yaptığı gibi. Böyle bir takım istiyorum!"
Fatih Terim, Bursaspor maçının ardından
Bugüne geldiğimizde Galatasaray'ın eski hüviyetine yavaş yavaş kavuştuğunu söylemek yanlış olmayacak. İlk golün ardından büyük bir heves ve sevinçle birbirini kucaklayan bu takım, bir galibiyetten daha fazlasını verdi. Bir takımı ve özellikle de Galatasaray'ı; onun başarısızlığı ve başarısını tek bir algıda düşünenler öncelikle kendi başarısızlığını sorgulamaya başlasın.
![]() |
| Milan Baros, golün ardından takım arkadaşlarıyla |
Milan Baros takımın zor döneminde de adından gururla bahsettirmiş bir futbolcu. Diğerlerinin ne söylediklerine bakmayın. Onlar "x" kişi de sakattı der, neden hep gündeme kendilerinin geldiğini sorgularlar. Ancak görmezler ki bahsettikleri oyuncular bu takım için örnek bir duruş sergiledi. Bu yüzdendir ki Bülent Ünder onun için "Baros bu takımın en karakterli oyuncularından biridir" diyor. Milan Baros kendisine gösterilen sevginin ve kulüpte verilen değerin bilincinde. Yapmaya çalıştığı şeyin her zaman en iyisi olduğuna şüphe gerekmeyecek. Bu yüzden onu yargılayın, eleştirin ancak asla şüphe etmeyin. Milan Baros Galatasaray tarihinin gördüğü özel futbolculardan biri, bunu tüm futbol birikimim ve kalbime dayanarak söylüyorum. Tıpkı bu gece olduğu gibi, gerektiği yerde gerekli noktaya koşuyu yapacak ve Galatasaray'ı zafere taşıyacak.
Ve son bir not, seni çok sevdim rock adamı...
"""
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







