bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Kasım 2013 Cumartesi

Kader Üzerine derin ve sade bir program




öteki gundem programinda "halkin anlayabilecegi sadelikte" Kader konusunda derinlemesine,Türkce bir bakis.

25 Kasım 2013 Pazartesi

Olasılık matematiğini esas alarak Quantum mekaniği /termodinamik /Dalga-Parçacık ikilemi ve belirsizliği yöneten düzen üzerine



Ey yolcu,
20.yy en komplike matematik modellemelerini ve fiziksel sonuçlarını anlamak istiyorsan,hayata birde belirsizlikler arasından düzenle bakmak için şu temsili hikayeciye bir bak









Nasıl,heycan verici-nefes kesici değil mi :)

devamı gelecek

15 Eylül 2012 Cumartesi

"o filmi seyrettim" Can Dündar- Milliyet// 15 Eylül 2012


O filmi seyrettim

Ve iğrendim. Hakikaten mide bulandırıcı bir küstahlık... Tahrik için kotarıldığı aşikâr bir densizlik...
Adamı çileden çıkaran bir şımarıklık...
Müslüman fobili ırkçılığın son tuzağı...
* * *
İslam âlemini ayağa kaldıran“Müslümanların Masumiyeti” filmi, birçok tartışma ve soru işaretini beraberinde getiriyor:
-  İlki sanat kadar eski bir soru:
İfade özgürlüğünün hududu nereden geçer? Hakaret, bu hürriyetin sınırları içinde midir? Neyin hakaret, neyin maharet sayıldığına kim, nasıl karar verecektir?
Sanat adı altında kin tohumları ekilmesi ya da tersine dini koruma adına sanatın iğdiş edilmesi nasıl engellenecektir?
-  İnsanoğlunun uzun mücadeleler sonucu elde ettiği iki kazanım var: İnanç ve yaratma hürriyeti...
Çatışması kaçınılmaz görünen bu iki hak, nasıl bir arada yaşayacak? Biri bağnazlığın, ikincisi umursamazlığın tuzağına düşmeden nasıl bir arada var olacak?
-  Bir başka hayret verici nokta, dünyayı ateşe vermenin bu kadar kolay olması... İki fanatik, bir arsız finansör, üç saftirik oyuncuyla milyonları tahrik etmek, kitleleri sokağa dökmek mümkün. Bunca asır kindarlığın, kan davasının acısını çekmiş yerküremizin bu kadar kontrolsüz dönmesine akıl erdirmek mümkün mü?
* * *
-  İşin siyasi boyutuna gelince:
Bingazi’deki Amerika’nın elçisinin vahşice öldürülmesi, size de “Kaddafi’nin ahı tuttu” dedirtmiyor mu? Fanatik Libyalıları Kaddafi’nin üzerine süren ve “Bana onun kellesini getirin” diyen Amerika’nın şimdi kışkırttığı bela, “Hepimiz Usame’yiz” sloganlarıyla kendisine saldırınca “Ama biz sizi özgürleştirmiştik. Nasıl oldu bu?” diye soran şaşkınlığına acımamak, “Etme bulma dünyası” dememek elde mi?
-  1,5 milyarlık İslam dünyasının, “Şeytan Ayetleri yazıldı, yazanı öldürelim”, “Hz. Muhammed karikatürü çizildi; çizeni vuralım”, “İslam’a hakaret filmi çekildi, çekeni boğalım” dışında bir tepki üretememesi de üzücü değil mi? Her krizde yakıp yıkarak, tehdit edip öldürerek, kelle isteyip can alarak tepki veren kitlelerle, İslam’ın “barış dini” olduğunu savunmak mümkün mü?
-  Bu kadar yanlış tanındığını iddia eden, sürekli hakarete uğramaktan yakınan bir dinin, bu kitaplara, bu filmlere, inandırıcı kitaplar, gerçekçi filmlerle karşılık verememesi yazık değil mi? Tamam, küresel ölçekte film piyasasını elinde tutan bir Hollywood var, ama İslam dünyasında da Hollywood’u avucuna alacak petro-dolarlar var. “İslam o değil budur”, “Hz. Muhammed öyle biri değil, böyle biridir” diyecek bir film yapmak yerine habire yapılanı taşlamakla İslam savunulabilir mi?
* * *
Sağduyunun arayacağı formül belli:
Sanat, insanın kutsalına saygıyı öğrenecek; inanç, sanatın sorgulama hakkını gözetecek.
Sanat, inanca hakaret etmeyecek, din de inanç adına kan dökmeyecek.
Görünen o ki, bu sağlanamazsa sanat da mahvolacak, din de...

9 Temmuz 2012 Pazartesi

Outlaw Star -Anime





Işık hızından hızlı uzay gemileri.

Gene Star wind,Starwind & Hawking Enterpreneur
, Outlaw Star, Suzuka,Melfina

Dragonite material

Ether: "an energy source that would allow spacecraft to travel faster than the speed of light."

Galactic Leyline,coaster gun,magical weapon

Animelerin efsane yılı 1998'de internet teknolojisi'nin 10 yıl sonra ne hale geleceğinin mükemmel öngörüsü. Kimbilir belki de Anime de hayal ettiği gibi "ether" gibi fizibıl bir yakıt bulununca gezegenler arası yolculuk,ışık hızı limiti paradoxu gerçekleşebilir belki de :)

Çoğu trend mal çoluk çocuk muabbeti Japon anime yerine cinselliği,şiddeti dozunda ön plana koyan, gerçekçi bir seri. İlişkilerdeki gerçeklik ve renklilik,mizah ve zekanın güzel karışımı,başarısızlıklara rağmen sürekli arayış,hayaller, karakterlerin tekamülü.
Gösterişli,hedef dolu hayatları güzel ve gerçekçi anlatmış bir hikaye. Kesinlikle izlenir: Mystical-Technical Cyber Anime :)

9.1/10

19 Mart 2012 Pazartesi

Kaos Kuramı -3.bölüm


Chaotic Dynamics



The map defined by x → 4 x (1 – x) and y → x + y if x + y < 1 (x + y – 1 otherwise) displays sensitivity to initial conditions. Here two series of x and yvalues diverge markedly over time from a tiny initial difference. 


In common usage, "chaos" means "a state of disorder". However, in chaos theory, the term is defined more precisely. Although there is no universally accepted mathematical definition  for a dynamical system to be classified as chaotic, it must have the following properties:
  1. it must be sensitive to initial conditions;
  2. it must be topologically mixing; and
  3. its periodic orbits must be dense.
The requirement for sensitive dependence on initial conditions implies that there is a set of initial conditions of positive measure which do not converge to a cycle of any length.

[edit]Sensitivity to initial conditions

Sensitivity to initial conditions means that each point in such a system is arbitrarily closely approximated by other points with significantly different future trajectories. Thus, an arbitrarily small perturbation of the current trajectory may lead to significantly different future behaviour. an alternative, and in general weaker, definition of chaos uses only the first two properties in the above list. It is interesting that the most practically significant condition, that of sensitivity to initial conditions, is actually redundant in the definition, being implied by two (or for intervals, one) purely topological conditions, which are therefore of greater interest to mathematicians.
Sensitivity to initial conditions is popularly known as the "butterfly effect", so called by Edward Lorenz



nonlinear equation,graphical representation:

x  r x (1 – x). Each vertical slice shows the attractor for a specific value ofr. The diagram displays period-doubling as r increases, eventually producing chaos. 

Source:  wikipedia.org




Kaotik sistemleri tanımlama methodları:
Sistemin zamanla değişimini görüp,o sistemin kaotik olup olmadığına karar verebilmemiz için o sistemin zaman serilerine ihtiyacımız vardır. (zamana göre sistemin bir değişkeninin hareket dataları)
1 imkb 100 kağıdının 10 yıllık verisi,arıların 3 yıllık nüfus artışı datası, herhangi bir mekanik aletin zamanla titreşimleri. 
Bir zaman serisinin kaotikliğini sınayan başlıca metodlar:

Lyapunov Üstelleri: 

İlk defa Aleksandr Mikhailovich Lyapunov tarafından tanımlanan bu yöntem, bir zaman serisinin kaotik bileşenler içerip içermediğini anlamamıza yarayan matematiksel bir analiz yöntemidir. Lyapunov üsteli, bir sistemin olası durumlarını gösteren “çeker”ler üzerinde, başlangıçta yakın komşu olan iki rastgele noktanın birbirlerinden ayrılma derecesinin sayısal bir fadesidir. Eğer bu komşu noktalar hızla birbirlerinden ayrılıyorlarsa, hesaplanan en büyük Lyapunov üsteli pozitif bir değerde olacaktır ve bu da incelenen sistemin davranışının kaotik olduğuna dair önemli bir işarettir. Başka bir deyişle Lyapunov üsteli, “başlangıç şartlarına hassas bağlılık” özelliğinin sayısal bir göstergesidir.

En büyük Lyapunov üstelinin pozitif olması kaotik durumun bir gostergesidir. Laypunov üstellerinin sayısı sistemin kurgulandığı faz uzayının boyut sayısına göre değişir. Örneğin, üç boyutlu bir faz uzayında karşılaşılabilecek Lyapunov üstelleri (λ1, λ2, λ3) şöyledir; (-,-,-): sabit nokta, (0,-,-): limit döngü, (0,0,-): simit, (+,0,-): garip çeker (kaos). Lyapunov üsteli hesaplamaları genellikle uzun süreli ve temiz kaydedilmiş zaman serileri üzerinde en iyi sonucu verirken, daha kısa süreli ve kısmen gürültülü sinyaller üzerinde yapılacak hesaplamalar için ilave bazı algoritmalar kullanılması gerekir.

Poincaré Kesiti : 


Oluşturulan çekerler (attractor) genellikle çok karmaşık yapılara sahip olabilirler ve görsel olarak incelenmesi çoğu zaman oldukça zordur. Poincaré kesitleri olarak bilinen yöntem bu zorluğu aşmadaki en önemli yardımcılardan birisidir. Adından da anlaşılacağı üzere, bu yöntemle, karmaşık yapılı kaotik çekerlerin istenen herhangi bir noktasından geçen kesitler alınarak, bu kesitlerin görünümlerine ve özelliklerine göre sistem hakkında bazı yargılara varılabilir. Bu yöntem, canlı dokuların yapısını anlamak için onlardan ince kesitler alınarak mikroskop altında incelenmesine dayanan histoloji biliminin işlevine çok benzer.

Faz uzayına çizilen çekerlerden elde edilen kesitlerin görüntüleri sistemin dinamiği hakkında da bir fikir verir. Nasıl ki bir simitten alınan kesit bir daire veya elips olarak karşımıza çıkarsa, burada da kesitlerin görüntüleri, faz uzayındaki çekerin yapısı hakkında bize bir çok fikirler verir. Özetle söylemek gerekirse, Poincaré kesitindeki noktaların dağılımı tek ve küçük bir bölgede sonlu sayıda ise hareket periyodik, kapalı bir eğri ise hareket yarı periyodik, belirli alanlarda yoğunlaşmış kümeler şeklinde ise hareket kaotiktir.

Çeker oluşturma : 

Zamanla değeri değişen bir değişkenin kaotik analizi için ilk basamaklardan birisi genellikle sistemin davranışının faz uzayındaki görünümünün elde edilmesidir. Bir dizi karmaşık hesap gerektiren bu süreç, bilgisayarlar yardımıyla bugün kolaylıkla gerçekleştirilebilmektedir. MATLAB gibi yazılımların içinde bu işlem için kullanılabilecek hazır makro ve algoritmalar mevcuttur. Çeker oluşturmak için bilinmesi gereken en önemli parametre “gömme boyutu”  denen parametredir. Gömme boyutu, sistemin davranışlarını etkileyen bağımsız dinamik kaynakların sayısını tahmin eden bir hesaplamadır ve böylece incelenen sistemin davranışının en iyi biçmde görsel hale getirilebilmesi için kaç boyutlu bir faz uzayına ihtiyaç olduğu bu şekilde hesaplanır. Görsel tutarlılık açısından üç boyuttan daha büyük gömme boyutları pek tercih edilmese de bazı karmaşık kaotik sistemlerde çok daha büyük boyutlu faz uzaylarına ihtiyaç duyulabilmektedir. Gereken bir diğer parametre de “zaman gecikmesi”  parametresidir. Bu hesaplama sonucunda, zaman serisinin hangi zaman aralıklarında geciktirilerek grafiğe dökülmesi gerektiği hesaplanır.  

Doğrusalsızlığın Tesbiti : 

Bir zaman serisinde izlenen sinyallerin doğrusal olup olmadığını anlamanın da bazı matematiksel yolları vardır. Bir dizi karmaşık matematiksel teknikle, bilgisayarların hızlı işlem gücünü de kullanarak bugün bu işlemler hızlı bir biçimde yapılabilmektedir. Bu amaçla en çok kullanılan yöntem surrogate data analysis denen yöntemdir. Bu analiz tipinde, eldeki sinyalin bir bezerini oluşturmak için doğrusal  bir algoritma kullanılır ve üretilen yapay  sinyalle gerçek sinyal arasındaki ilişkiler incelenir. Eğer ilişki yoksa, sonuçta sinyalin doğrusal olmadığı gösterilmiş olur. Bu yöntemin yanında daha başka bir çok hesaplama tekniği de önerilmiştir fakat hepsinin de sadece belli durumlarda geçerli olmasına neden olan bazı zayıflıkları vardır .

Fraktal boyut analizi

Daha önce bahsedildiği gibi “fraktal” terimi, değişik ölçeklerde artarak karşımıza çıkan karmaşıklığın bir ifadesidir. Bir geometri alanı olmasının yanı sıra, özellikle zaman serilerinin karmaşıklık ve kaotiklik özelliklerini belirlemek için kullanılır. Fraktal sinyal analizi, fraktal doku analizi gibi farklı tekniklerin kullanıldığı bu tip analizlerde temel amaç zaman serisinin karmaşıklığının saptanmasıdır. Bir zaman serisinin fraktal boyutlarının artışı sürecin karmaşıklığının bir ölçüsü olarak kullanılmaktadır. 

11 Aralık 2010 Cumartesi

Kuantum Mekaniğinin Temelleri




Eski bir dostumun,ders anlatırken kullandığı notlardan,sade bir şekilde Kuantum mekaniğine giriş.

Az biraz Lineer cebir,diferansiyel denklemler,olasılık ve fizikten de dalga kuramı ve klasik fizik (statik-optik vs) bilmek gerekiyor. Tabiki biraz sabır,tekrar okuma ve olasılıksal düşünme de!























Basit anlatımlı --enteresan makaleler













"Soldaki (-e) elektron iyi belirlenmiş bir yolu takip ediyor. Belirsizlik İlkesinin izin verdiği şekilde C noktasında eletron-pozitron (-e+e) çifti kuantum vakum dalgalanması sonucu oluşuyor. Pozitron A noktasındaki elektronu yok ederken çiftin [elektron-pozitron çifti] elektronu B noktasına doğru hareketine devam ediyor. Bütün elektronlar birbiri ile aynı olduklarından, orijinal elektron aniden A’dan B’ye sıçrıyormuş gibi görünüyor.

Şekil 2′deki bütün parçacıklar belirli yolları takip ediyorlar. Hiçbiri ışıktan hızlı hareket etmiyor. Fakat, gözlemlenen A noktasından kaybolup aynı anda B’de tekrar ortaya çıkması şeklinde gözlenen elektronun ışıktan hızlı hareketi oluyor. Soldaki elektronu sağdaki elektrondan ayıracak hiçbir deney düzenlenemez. Yapılacak basit bir hesaplama AB uzaklığının parçacığın (de Broglie) dalgaboyu kertesinde olduğunu gösterir. Bu şekilde, parçacığın “holistik” dalga davranışı hiçbir ışıktan hızlı harekete ve kesinlikle insan bilincinin müdahalesine ihtiyaç duyulmadan anlaşılabilir"

Kuantum fiziğinin mistik,new age öğelere figüran edilmesine karşı yazılmış şüpheci bir yazı:
""Modern fiziğin en önemli öğesi olan kuantum mekaniği insan zihninin gerçekliği kontrol ettiği ve evrenin geleneksel parçalarına indirgeme ile anlaşılamayacak bağlı bir bütün olduğu şeklinde yanlış yorumlanmaktadır.

Ancak, kuantum mekaniğinin insan zihninde merkezi bir rol oynadığı, evren boyunca holistik ve ani bağlantılar sağladığına hiçbir inandırıcı argüman ve kanıt yoktur.
Bir parçacığın iki ayrı yerde aynı anda gözlemlenmesi ile örneklenen görünen holistik, mekansız kuantum davranışı, parçacıkların uzay ve zamanda belirli bir yolu izleyebilecekleri sağduyulu fikrini göz ardı etmeden ve sinyallerin ışıktan hızlı hareket etmelerine ihtiyaç duyulmadan açıklanabilir.""...**


**http://nalincikeseri.wordpress.com/2009/12/18/kuantum-sarlatanligi/

20 Eylül 2010 Pazartesi

electric cars-- in-wheel motor--lithium ion battery--fuel cell/hybrid based power



In-wheel motor: is an electric motor that is incorporated into a hub of a wheel and drives it directly.
The advantage of in-wheel motor makes it possible to regulate drive torque and braking force independently at each wheel without the need for any transmission, drive shaft or other complex mechanical components.

"The fact that the drive system is housed inside the wheel itself offers significantly greater design freedom and also makes it easier to locate such space-consuming components as the battery system, fuel cell stacks and hydrogen tanks used in hybrid and fuel cell vehicles.

Lithium-ion battery technology offers superior specific energy, specific power, and life over other types of rechargeable batteries and as such is expected to contribute to higher top speeds, extended cruising ranges and to greater weight reductions in vehicles' body.

Mitsubishi Motors was one of the first automakers to start research into and development of the electric vehicle as an alternative fuel vehicle. In recent years, the company has turned its attention to the practical application of high-performance lithium-ion battery power to propel EV 8electric vehicle).

Exploiting the benefits of lithium-ion battery and in-wheel motor technology, the MIEV concept opens up new possibilities in terms of alternative fuel vehicle development. As well as seeking further possibilities for the EV, Mitsubishi Motors is also looking at the application of the MIEV concept to hybrid and fuel cell vehicles.



The main concept benefits:
(1) In-wheel motor
I. Further evolution of all-wheel control technology
A major benefit of the in-wheel motor is that it enables drive torque and braking force to be regulated with high precision on an individual wheel basis in both two- and four-wheel drive systems without requiring transmissions, drive shafts, differential gears or other complex and heavy components. The in-wheel motor therefore holds great promise in terms of the contribution to the further evolution of Mitsubishi's all-wheel control technology that enjoys high critical acclaim on such production models as the Lancer Evolution and Pajero.
II. Greater freedom in layout design
Housing the drive system in the wheels gives greater freedom in designing the layout. This will facilitate the conversion of IC engine-powered vehicles into hybrid vehicles without requiring the introduction of complex hybrid power systems. It will also make it easier to provide room for space-consuming components such as fuel cell stacks and hydrogen tanks in fuel cell vehicles. The space-saving benefits of the in-wheel motors also offer exciting possibilities in terms of body design. Designers will be able to create innovative exteriors, improve dynamic performance through weight distribution optimization, provide roomier interior space and improve crash worthiness through optimization of the structural framework.

(2) Lithium-ion battery
Lithium-ion battery technology offers advantages of specific energy, specific power, and life over other types of rechargeable batteries. Mitsubishi Motors has already built several test vehicles using lithium-ion battery systems, including the Mitsubishi HEV in 1996, the FTO-EV in 1998 and the Eclipse EV in 2000. The FTO-EV set a multiple-charge 24-hour distance world record on a proving ground, while the Eclipse EV covered over 400 km on public roads on a single battery charge."



drive train,chassis,weight lightening,mechanism-concept details

15 Eylül 2010 Çarşamba

Electric powered motorcycle :P




have a look for the future :)

http://www.alternative-energy-news.info/ecrp-electric-motorcycle-ttxgp

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Poincare Konjektürünün Çözümü




"1904’de fransız matematikçi henri poincaré tarafından ortaya atılan poincaré önermesi, gerildiğinde, küçüldüğünde, burkulduğunda ve büküldüğünde formlarını yitirmeyen nesnelerin geometrik özelliklerini üzerine çalışıyor. dünya yüzeyinin ince tabakası topolojistler iki boyutlu olarak nitelendiriliyor. poincaré önermesi üç boyutlu nesneler hakkında şu yargıya varıyor: üç boyutlu bir küre deliksiz olan tek üçboyutlu alandır.
boyut arttıkça bu varsayımın eşdeğerleri ispatlanabilir lakin 3 boyutta kabul edilmiş bir ispatı yeni bulunabilmiştir."
Grigori Perelman bu teoremi 2002 yılında ispatladı.

Problemin tanımı :

""Poincaré sanısı, her noktası çevresinde yerel olarak üç boyutlu Öklit uzayına benzeyen topolojik uzaylara ilişkin bir önerme ifade etmektedir. Kenarsız (bir çemberin kenarı yoktur) ancak tıkız (ucu bucağı olan) böyle bir uzay düşünelim. Eğer bu uzayın içine atılmış her çember uzayın içinde kalarak bir noktaya büzülebiliyorsa (deliği yoksa), Poincaré sanısına göre bu uzay dört boyutlu Öklit uzayında yatan üç boyutlu bir küre olmalıdır. Deliği olmayan bir uzay iki boyutlu şu basit örnekle canlandırılabilir: bir elmanın kabuğuna gerilmiş paket lastiği, lastiği koparmadan ya da kabuğu parçalamadan kabuk üstündeki bir noktaya büzülebilir, ancak ortası delik bir simitte bu olanaklı değildir, delik var oldukça bazı lastikler simit yüzeyinde kalarak bir noktaya büzülemez.

""

16 Ocak 2010 Cumartesi

Hükümet sonunda yaralı bir parmağa işedi: yıllar sonra Türkiye'de nükleer enerjiye geçilecek gibi,hemde şartname,finansman ve yakıt geriatımı dahil

Metin Münir her ne kadar yazının sonunda beğenmeyip ihale mantığında kalıp,şartların düzeltilmesini savunsa da;bu coğrafyada nükleer enerji santrali projesi 60lardan beri her 10 yılda bir yapılmak istenmiş ve "bir şekilde" hep engellenmiştir. bu açıdan bakınca eğer ki devlet tahsisisiyle de olsa yapılabilirse başarıdır ve Türkiye'nin elektrik üretiminde %10 civarında katkıda bulunur ve ülkeye önemli bir know how paraylada olsa girmiş olur.

Metin Münir,Milliyet 16 ocak 2010

Başbakan’ın geçen günkü Moskova ziyaretinde, hükümetin ihaleyle yaptırmak üzere yola çıktığı nükleer santralın ihalesiz olarak Ruslara yaptırılması konusu karara bağlandı.
İmzalanan “Türkiye’de Nükleer Santral Tesisi Konusunda İşbirliği Ortak Beyannamesi” uyarınca, santral “devletten devlete anlaşma” yöntemiyle yapılacak.
Bu yöntem şudur: Yapılacak bir iş var. Yabancı bir devletin ihracat garanti kurumu gerekli finansmanın büyük bir bölümünü veya tamamını sağlar. Karşılığında Türkiye işi ihalesiz olarak o ülkeye verir.
“Şu anda (bunun) altyapı çalışmasını arkadaşlarımız yürütüyorlar” dedi Başbakan. “Tamamladıkları anda bununla ilgili adımı atacak ve bu işi süratle bitirip hayata geçireceğiz ve çok fazla bir zamanımızı alacağını zannetmiyorum. Hazırlıklar büyük ölçüde tamamlanmış durumda.”

Bir taşla birkaç kuş vuruluyor
Türkiye 2008’de nükleer santral için ihale açtı. Dünyanın ve Türkiye’nin önde gelen enerji şirketlerinin çoğu ilgili idi ama şartname piyasa kurallarına uymadığı ve finanse edilebilir olmadığı için sadece bir teklif geldi. Tek zarfı Rus devlet petrol şirketi Gazprom’un bir yan şirketi ile küçük Türk ortağı attı.
Nedeni, şimdi iyice ortaya çıktığı gibi, özel şirketleri ürküten konuları devlette devlete halledebilecekleri beklentisi idi.
İşi Ruslara vererek hükümet bir taşla birkaç kuş vuruyor: Finansman bulma derdinden kurtuluyor. Enerji Bakanlığı’nın altından kalkamayacağı kadar karmaşık bir konu olan şartnamesi işi savuşturuluyor. Ruslar kullanılan yakıtı geri alacakları için, nükleer santrallarla ilgili en büyük sorun olan atık depolama belasından da kurtulunuyor.
Rus nükleer teknolojisi Batılılarınki kadar iyidir. Onun için güvenlik veya maliyet açısından da bir sorun olmaması beklenebilir.
Açıklamalar ayrıntılı olmadığı için, üzerinde çalışılan sözleşmenin neleri içereceği konusunda bir bilgi yok. Eski ihale sözleşmesindeki şartlar muhafaza edilirse nükleer santral yatırım ve işletmesi sırasında ihtiyaç duyulacak hukuki koruma, nükleer risk sigortası, üretilemeyen enerji bedelinin TETAŞ’a ceza olarak ödenmesi, fiyat değişiklikleri, hazine garantisi gibi konuların nasıl halledildiği belli değil.

Nükleer santral devlet işidir
Erdoğan’ın ihale yerine tahsisle nükleer santral inşa etme yolunu seçmesi açıklanmaya muhtaçtır. İhaleye katılım olmasının nedeni istekli olmaması değil şartnamenin kötü olmasıdır. Bunu halletmenin yolu yöntemi değil şartnameyi değiştirmektir.
Kamu yararı, işin tahsis yoluyla yaptırılmasında değil, ihalededir.
Konunun başka bir boyutu daha var.
Başbakan nükleer santralı Ruslara havale etme karşılığında Ruslar Samsun-Ceyhan boru hattından petrol akıtmaya söz verdi. Ancak Samsun-Ceyhan bir özel sektör projesidir. Nükleer santral ise devlet işidir.
Başka zaman olsaydı bu karardan sonra ortalık kalkar otururdu. Ama Erdoğan özel sektörü korkuttu ve sindirdi.
Gık çıkmayacaktır.