11 Mart 2012 Pazar

Türkiye'nin Petrol ve Doğalgaz Gerçeği / Enerji politikası







Türkiye'de 2011 yılında ortalama bir günde 600bin barrel ham petrol tüketildi. Günlük üretim ise 40bin barrel. Yani üretim,tüketim ihtiyacının %10 'undan bile az miktarda. 2011 sonunda brent petrolün barrel fiyatı 110 $ idi.

Bu yıllık açık olarak 23,4 milyar dolar ham petrol ithalatına denk geliyor. Petrol fiyatındaki dönemsel artışlar ve günlük tüketim miktarının sezonsal artışıyla bu rakam 27 milyar dolara geliyor.

Türkiye'nin ortalama günlük doğal gaz tüketimi 100-120 milyon m3. Doğal gazın 1000m3 lük fiyatı ise 400 $ civarında.

2011 aralık itibariyle Türkiye'nin enerji ithalatından kaynaklanan bütçe açığı 54 milyar dolardı.
Bu rakamın 27 milyar doları ham petrol için , 17 milyar doları ise doğal gaz ithalatına harcanmıştır.
(Türkiye'nin Elektrik üretiminin %45i doğal gaz santrallerinden yapılmaktadır)


Dünyadaki günlük toplam petrol tüketimi 90 milyon barrel civarındadır.
İran'ın toplam günlük ihracatı 2.5 milyon barrel,
Şuan çalıştığım Basra-Rumaila petrol sahasının 2012 ocak üretimi 1.35 milyon barrel/day,
Toplam Basra'nın ham petrol üretimi 2,65 milyon barrel/day dir.

Karadeniz'de doğal gaz için offshore aramalar da bir sonuç vermedi. Var olan petrol rezervimizin çok düşük ve kalitesiz olduğu da biliniyor.

Tüm mass production ve ulaşımın tamamının petrole dayandığı düşünülürse,(şuan da varolan en önemli enerji kaynağı) Türkiye'nin bir an önce alternatif teknolojilerine ya da ortodoğu'da upstream operasyonlarına daha çok yatırım yapması gerekiyor.

1 Mart 2012 Perşembe

Hodejegerne



Chaser'dan beri bu kadar kusursuz senaryo,tahmin edilemez bir hikaye görmemiştim. Aksiyon da gerilim de mantık da tam dozunda. Filmde boş sahne yok, herşeyin bir anlamı var. Kuzey avrupalı ana karakterler bile heycanlandı,eli ayağına dolaştı. Filmin başlangıcı ve sonu arasında esas oğlan bariz bir ders aldı :) ve tahmin edemiyorsunuz sonunu ;)
Popüler olmayan,2011'in en iyi yapıtlarından. 9/10

25 Şubat 2012 Cumartesi

Cowboy Bebop


""Bir zamanlar kaplan çizgileri olan bir kedi varmış.
Kedi milyonlarca kez ölmüş ve milyonlarca kez tekrar doğmuş...
...ve ilgilenmediği bir çok sahibi olmuş.
Kedi ölümden korkmuyormuş...
Bir gün, kedi özgür bir kedi olmuş artık.
Dişi bir kediyle tanışmış, ve günlerini beraber mutluca geçirmeye başlamışlar
Yılar geçmiş ve dişi kedi yaşlılıkdan ölmüş.
Kaplan çizgili kedi milyonlarca kez ağlamış, ve sonunda ölmüş.
Bir daha hayata asla geri dönmemiş...
Güzel bir hikaye...
Bu hikayeden nefret ediyorum.
Kedileri sevmem.
Ben de öyle düşünmüştüm.
Spike.
Sana bir şey sorabilir miyim?
Ne?
Bu kadın için mi?""


Karakterler o kadar sempatik o kadar gerçekçi ki karamsarlığın dibine vuruyor öykü. Geçmişimizden kopamıyacağımızı o kadar güzel anlatıyor ki.
Rejisör öyle hayvan bilgili birisi ki...yalnızca zeki değil...epey okumuş,gezmiş ve üstüne hayalleri olan birisi, Hajime Yatate. Böyle artistik bir bulamaçı ,inanılmaz bir sinematografi örneği gösterip efsanevi yapmış.
Ve komik olan,Japon animesi ama Amerikan tarzında,avrupalı entellektüelliğiyle,Japon zekası ve sempatikliğiyle bütünleşmiş.
Spike'ın cool,havayi tarzı ama bir o kadar da deneyim ve acı dolu sözleri.





Faye'nin animeye sığmayan tarzı,çekiciliği ve vahşiliği. Ed'in çocuksu hareketleri ve alışılmadık Hacker karakteri :) Ein'in sempatikliği ve zekası.Jet'in kaptanlığı,baba adam olması.







Bluz soundtracklarin inanılmaz seçilmesi, animeyi hissedip bestelenmiş gibi. 1998den Networklerin ,internet teknolojisinin nereye gidebileceğinin tahminin ve hikayesini de bir Japon manyağı yapabilirdi sadece! Xbox'ı bile görmüşlan adam 10 yıl önceden..Siber zeka olayı sikertmiş piyasayı animede. inanılmaz bir postmodernist  bilimkurgu soslu kelle avcısı öyküsü olmuş. O kadar derin ki,o kadar yoğun ki öykü, karakterler, mizansen, cümleler..insan bayılıyor ,içine düşüyor adeta.

İlk 3 bölüm, noluyor biraz sığ bir şey galiba sorularıyla geçiyor, bütünlük kuramıyor insan,,ama hikayeye bir alıştım mı,ilerleyen bölümlerde ki sakin ama derin olay örgüsüyle,,,,huhhuhhhhhuhhh..dedirtiyor insana.

8.bölümde venüs'te bir eminönü süprizi var :D demiştim mizansen kurgusu çoookkkk derin...
Bazı bölümleri artistik okullarda ders müfredatına girebilecek düzeyde!!
Uydunun biri yapay zekası evriliyor, insanlara özgü bir şekilde o eski küçük dünyayı özlüyor ve Patagonyada ki şekilleri tekrar çiziyor dünyaya a.q.yim.
2-3 tane geçiştirme,olmasa da olacak bölüm var. Ama,overall'da anime efsanevi nitelikte.
24-25-26. bölümler olayın sikerttirdiği yer oluyor.

Perfect Blue'dan beri tarzında izlediğim en iyi anime. 9.7/10


8 Şubat 2012 Çarşamba

Tanrı’yı sevenler ve Tanrı’nın sevdikleri

Metin Münir'den çok güzel bir yazı:


""Erdoğan dindar gençlik yetiştirmek istiyor. Büyüklerine isyankâr olmayan, milli, manevi değerlerine bağlı, uysal, çağdaş bir nesil.
Kendine bol şans dilerim. Ama bilmesi gerek ki bu tür projeler bugüne kadar hep totaliter ülkelerde uygulamaya konuldu. Ve hiçbir zaman başarıya ulaşmadı.
Bu gerçek geleceği kontrol edebileceklerini sananlar için hiçbir zaman caydırıcı olmadı. Yöneticiler belli bir güven ve kibir düzeyine ulaştılar mı her şeyi yapabileceklerini sanırlar.
Tarih ise “Çoğu denedi, kimse başaramadı” diyor.
Sovyetler Birliği çökmeden önce, Ruslar da dinsiz nesiller yetiştirmeye çalışmışlardı.
Ne oldu? Sovyetler Birliği dağılır dağılmaz, Rusya’da ve bütün Hıristiyan Sovyet ülkelerinde, kiliseler, hiç kapanmamış gibi, dolup boşalmaya başladı.
Göbekli piskoposlar, büzüldükleri yerlerden çıkıp ipek elbiseleri, altınları ve elmas ve yakut yüzükleri ile cumhurbaşkanlarının yanında poz verir oldular. Çanlar, hiç susmamış gibi, çalmaya devam etti.
Hitler, Mussolini, Franko, Stalin, Castro, Mao Zedong, Pol Pot da kafalarına göre gençlik yaratmaya kalktı. Dehşetli kanlı olaylar yaşandı. Sonra başlanılan yere geri dönüldü.
Bugün kapitalizmin en sert uygulandığı ülkeler bir zamanlar komünizmin en gaddarca uygulandığı ülkeler idi. Çin, Rusya ve hatta Vietnam.
Atatürk de laik bir gençlik yetiştirmek istemişti. O da beceremedi.
Erdoğan da dindar bir nesil yetiştirmeyi deneyecek, o da beceremeyecek.
İnsan doğası değişmez. Gençlik itaat değil baş kaldırma çağıdır. Gençler, öyle onun bunun kafasına göre kalıba girmez. Dinler, kafasını sallar, kabullenmiş gibi görünür, gider, bildiği gibi olur.
Olabilirse, tabii. Olamazsa, olmuş gibi görünür. Ta ki olabilinceye kadar.
Bu gerçeği değiştirmek mümkün değil. Denemek mümkün, ama başarmak imkânsız.
İran deniyor, işte. Mollalar bir gitsin bakalım kaç tane çarşaf giyen kadın kalacak. Ya da sakalı yolunmamış kaç molla.
Ben olsam iyi eğitimli bir gençlik yetiştirmeye çalışırdım. Dindar veya dinsiz nesiller yaratmaya çalışmak boş iştir. Ama iyi eğitimli gençlik yaratmak mümkün. Zor ama mümkün. Ve bu olmadan hiçbir şey olamaz.
Bizim gibi az gelişmiş ülkelerle zengin ülkeler arasındaki farkı yaratan gelir değildir. İnanç da değildir. Eğitimdir.
Ben olsaydım, bütün paramı kaliteli eğitime harcardım. Hayat değiştirici, hem kişiler hem ülkeler için sınıf atlatıcı tek şey eğitimdir. Geçen yüzyılda en hızlı kalkınan ülkeler eğitime en fazla önem verenler oldu. Aralarında biz yoktuk.
Bir Tanrı’yı sevenler var, bir de Tanrı’nın sevdikleri. Bunların kim olduğunu, nasıl yetiştiklerini kimse bilemez.""


8-şubat-2012

7 Şubat 2012 Salı

"midway along the journey of our life
i woke to find myself in a dark wood,
for i had wandered off from the straight path"

dante

5 Şubat 2012 Pazar

codayi-i nadir ez simin // A separation //



This is a low cost, iranian masterpiece. It resembles the human nature in different prospects. dilemmas,beliefs,choices: money to faith, future to daughter,justice to fame,lies to truth..and of course fuckin burocracy and unjustice! there is no discrimination in the eyes of narrative..  life is just as its to everybody. Brilliant actings, perfectly realistic plot.
One of the few best movies of 2011,maybe of the decade.

Bu 'Utanç' bize yeter
  03/02/2012 "RADIKAL
  ŞENAY AYDEMİR"
 UTANÇ
 Orijinal Adı: Shame Yönetmen: Steve McQueen Senaryo: Steve McQueen, Abi Morgan Oyuncular: Michael Fassbender, Carey Mulligan, Lucy Walters, Mari-Ange Ramirez

 Steve McQueen’in 2008 tarihli ilk filmi ‘Hunger/Açlık’ın en unutulmaz bölümü İrlanda Kurtuluş Ordusu’nun liderlerinden Boby Sand’ın yoldaşı bir rahiple ‘bedenin kime ait olduğu’ üzerine yaptığı uzun tartışmanın yer aldığı bölümdü. Rahip Moran ‘bedenin tanrıya ait’ olduğunda ısrar ederken; Sand kendisine ait olduğunu ve gerekirse bedenin de bir silaha dönüşebileceğini öne sürüyordu. Bu uzun diyaloğu güçlü kılan hiç kuşku yok ki, ‘bedenleri tutsak edilmiş’ iki insan tarafından gerçekleştirilmiş olmasıydı. McQueen’in ikinci filmi ‘Shame/Utanç’ ise ‘Açlık’ın açtığı bir kapıdan içeri girmiş ve aynı tartışmayı üç yıl sonra yeniden bambaşka bir dünyada gündeme taşımış gibi. Sanki konuşmanın bir yerinde Boby Sand, rahibe dönerek “Peki diyelim ki burada değiliz. Bedenlerimiz tutsak değil. Kapitalizmin başkentinde New York’ta tüketimin hazzının dehlizlerinde kaybolmuş, seks bağımlısı bir adamız. O beden kime aittir?” diye sormuş da filmde yeni bir pencere açılmış gibi.

 Tükettiğin kadar varsın ‘Utanç’, karakterimiz Brandon’un yatakta ‘hissizce’ uzandığı bir ‘an’ ile açılıyor. Daha sonra geri dönüşlerle o yatağın başka ‘an’larına tanıklık ediyoruz. Tıpkı Brandon’un yatakta upuzun uzanışındaki gibi ‘hissis’ ama karşılığı ödenmiş hazlara dair görüntüler geçiyor perdeden. McQueen daha ilk sahneden karakterini açık ediyor. Satın alamadığı, karşılığını ödeyemediği hiçbir şeyden ‘haz’ alamayan bir adamla karşı karşıyayız. Üst düzey yönetici olduğu şirketteki bilgisayarı porno siteler yüzünden bloke olan, kimseyi bulamadığı zamanlarda mastürbasyon yapan ‘seks bağımlısı’ Brandon’un hayatı, ansızın evine gelen kız kardeşi Sissy ile karma karışık bir hal alıyor. Brandon’un ‘iktidar’ ve ‘nakit’ gücü kullanmadan herhangi bir ilişki kurma yeteneğini yitirmiş olan günlük hayatı, bir tür ‘kaybeden’ olarak gördüğü kız kardeşinin varlığını kaldıramıyor. Zygmunt Bauman ‘Çalışma, Tüketicilik ve Yeni Yoksullar’ isimli kitabında ‘tüketim toplumu’nda yoksulluğun ‘iş’ sahibi olmakla değil, tüketip tüketememekle ilişkili hale geldiğini yazar. Brandon ile Sissy arasındaki temel fark da budur. “Kötü olmayan ama kötü bir yerden gelen” bu iki kardeşten erkek olanı tüketimin bir parçası olmayı başarırken, diğeri bu mekanizmanın bir parçası haline gelmeyi becerememiştir. McQueen, Sissy’nin bunu bilerek mi tercih ettiği, yoksa başaramadığı için mi böyle olduğu konusunda fikir vermiyor. Ama Sissy’nin erkeklerle ve hayatla kurduğu ilişkiye dair verdiği ipuçlarından bir biçimde bu düzeneğin kıyısına itilmiş olduğunu anlayabiliyoruz. İki kardeşin tüketim ilişkilerinde durdukları yer filmdeki durumlarının da belirleyicisi oluyor böylece. Brandon işyerinden arkadaşı Marianne ile yaşadığı ilişkide ‘hissetmeye’ en yaklaştığı anda ‘iktidar’ını kaybederken; Sissy, Brandon’un patronuyla bir ilişki kurarak kıyısına savrulduğu dünyanın merkezine yerleşebileceği hayaline kapılıyor bu yüzden.
 Sissy, tüketim toplumu içinde bir türlü kendisini konumlandıramadığı, bunun için sürekli başkalarına ihtiyaç duyduğu için; Brandon ise ‘alışverişe’ dayalı seks bağımlılığının Sissy’nin eve gelişiyle ortalığa saçıldığı için ‘utanç’ içinde kalıyor. İki kardeşin televizyon karşısında eski bir çizgi filmi izlerken birbirlerinin hayatına değdikleri an da yeterli olmuyor. Biri zaten parçası olamadığı bir dünyayı terk etmeye, diğeri tercih ettiği hayatın sonuçları karşısında gözyaşları içinde diz çökmeye mecbur kalıyor. McQueen’in sinemalarımıza daha yeni uğrayan ‘Demir Leydi’nin de senaristi olan Abi Morgan ile birlikte kaleme aldığı senaryo hiçbir şeyi gözümüzün içine sokmadan, sadece durumun kendisine odaklanıyor. McQueen’in kamerası sakin, telaşa kapılmayan bir görsel dünya kuruyor.
 ‘Açlık’ı görmeden eksik Yönetmenin ‘Açlık’ta gerçek bir beden imtihanına tabi tuttuğu ve bu sınavdan alnının akıyla çıkmayı başaran Michael Fassbender burada da çok iyi. Son bir yıl içinde ‘X-Men: Birinci Sınıf’, ‘Jane Eyre’ ve ‘Tehlikeli İlişki’ ile sinemalarımıza konuk olan oyuncu 2011’i kariyerinin en parlak yıllarından birisi olarak hatırlayacak hiç kuşku yok ki. ‘Aşk Dersi’, ‘Halk Düşmanları’, ‘Beni Asla Bırakma’ ve gelecek hafta vizyona girecek olan ‘Drive/Sürücü’ gibi kalburüstü yapımlarda rol alarak sinemaseverin gönlünde özel bir yer edinen Carey Mulligan da Sissy karekterinde bir kez daha göz dolduruyor. Özetle; ‘Utanç’ daha şimdiden yılın en iyilerinden birisi olarak kayıtlara geçiyor. Ama bir noktanın altını çizmek gerek: ‘Açlık’ı görmeyenler için ‘Utanç’ hep biraz eksik olacak.

3 Şubat 2012 Cuma

Death Note




Bugüne kadar gelmiş geçmiş en iyi anime serisi. Light Yagami ve L arasındaki bitmek bilmeyen strateji savaşı...animasyon kullanarak sinemaya sınırsızlık mizanseni katmak ve karakterlerin tarzlarının müthiş başarılı dizaynı...hızlı,zeki,sonuç odaklı ve amaçsal bir eser..
20. bölümden sonra sıçış başlıyor biraz fakat yönetmen bülader entarnasyonel ile modernismi japonyada mükemmel modelleyip araya da 3-4 çok zeki eleman pompalayıp ana karakterlerden birine ölümcül bir hırs+ insanları kullanabilme yeteneği, diğerine de olasılıkları hesaplayıp + sezgiye inanmayı mükemmel uyarlamış..

Dünyada adalet,insanın varolmayan bir eşitlik için insan üstü haklara- diğerlerinin yaşamına karar vermeye,mistik bir defterle bu güce ulaşmak- sahip olması...yazgı,kısmen bilimsel mistisizm,etki ve tepki..güzel planlamalar...
şamar oğlanı yan karakterlerin sürekli abartı şaşırmaları ve esas oğlanların sürekli iç sesle olayları açıklaması biraz sıkıcı olmuş...izleyici biraz mal yerine konmuş yane :P
önemli karakterler için ayrı soundtrack parçası yapılması da esaslı olmuş ;) hikaye, bütün olarak hep bir sonrasını merak etirdi ve keyif verdi.

9.3/10

15 Ocak 2012 Pazar

Irak Deplasmanı



Ben çok deplasman gördüm,Sakarya Deplasmanı,gümüşhane Deplasmanı,Milano Deplasmanı,Azerbaycan Deplasmanı şimdi de Irak -Rumaila Deplasmanı. Bu zorlukların bir kısmını yatılı okul ,askerlik,proje gereği vs gibi es es nedenlerden yaşadım. Ama bu anlatacağım adeta bir para basma projesi. Niçin içten yanmalı motor ve konvensiyonel enerji teknolojisinin 25 yıl daha değişmiyeceğinin ispatı.


Basrah-Rumaila çölü. ortalama çalışan 200 civarı kuyu var. Iyi çalışan bir kuyudan (kendi akışıyla yd dalgıç pompayla yd su basılarak) ortalama 9000 barrel/day crude oil+gas+water karışımı çıkar. Bunun 5000 barrel/dayi ortalama crude oil diye düşünün. ocak 2012'de brent petrolun varili 110 dolar civarında. bunu da yuvarlayalım 100 dolar/ barrel deyin. bir kuyudan bir gunde Irak hükümeti+CNPC+BP 500000 dolar kazanıyor demek bu.200 kuyu vardı şuan yaptı 100 milyon dolar/day. Hadi vana,boru ,pompa bozuldu tamirat vs üretim durdu de 85 milyon dolara düşsün. Dostum ,sen böyle bir sektör gördün mü ömründe? Rafineri gibi komplike değil..tek sorun drilling ekipmanlarını ve döşemesini sağlam yapacaksın. Degassing istasyonunda malzemeden kısmıyacaksın,rus tipi dizayn yapıp. paraya kıycan,,nolur ki 28 -32 inchlik gate vana,boru ,manifold antin kuntinden??


Şimdi,Irak'ın durumunu bir örenekle anlatayım biraz da. hani 9000 barrel çıkan petrol-dogal gaz karışımından artan kısım doğal gaz dedik ya .Evet TRde deli gibi para verilip elektrik üretilen kaynak.işte burda şuan doğal gaz treatment tesisi olmadığı ve daha sonrasında kombine çevrimle bunu yakabilecek türbin sistemi bulunmadığı için ve ham petrol daha değerli olduğu için (yüksek basınç,patlama vs nedeniyle doğal gazdan arındırılmalı)  doğal gazı her gün flarede yakıyoruz. 14tane istasyon var ve hepsinde flare sistemlerinde her gün doğal gaz yanıyor. Eğer kurulabilirse 800 mwatt lık kapasiteden bahsediliyor,,düşünebiliyor musunuz?  Ve Basra şehrine elektrik nasıl geliyor :D TRden jenerator sistemli gemiler geliyor..kıyı da fuel oil yakıp (35% efficiency ile) elektrik üretiyorlar.. Güler misin ,ağlar mısın dimi dostum? Sanki Code Geass animesinden çıkmış bir öykü gibi. Savaş başlar, kuyulara döşemek için miningi Brit*ny*lılar satar,savaş biter petrole ulaşmak için demining işinide aynı adamlar yapar,güvenlik şirketlerini de kim kurar. teknolojisi en ileri firma nerelidir bi tahmin edin bi de :) komedi aq.

The Belief and The Beyond




In the name of the Witholding and all mighty God

Note: This article is a combination of some readings,translations,feelings and experiences. Regards

the world is richful not in the aspect of meaning but in recalls.moreover,wisdom is sacred beyond to be able discriminate these two.

if you know exactly what you do,you always succeed. to succeed it,you have to know what you are doing.

we  confirm with logic,but find with intiutions.

dont kneel infront of unjustice,because by losing your right,you also lose ur honnor,too.

Wherever exists some grief is sacred.

if person is living,he should believe in something,if he doesnt believe in something,or for something to live, he cant live then.

belief is to learn the meaning of nature of the life,hence the person doesn't destroy himself,and lives it.

there is alot grief where there is wisdom. the one who wants to learn alot,has to suffer alot. A scholar searches for the death for all his life,hence the death isnt something awfull for him.

**the response of the belief includes the deepest wisdom of the humanity. and by trusting logic,I cant deny them. and all those answers just reply to the question of the LIFE.


From the creation of a butterfly to your inhilation system to a new born baby...from the human's all life spans to all human history their action,their bravery,their betrayal..everything is created by the eternal knowledge of Allah and governed by his wishful in his harmony...

For the whole beauty of nature and their fruits in the life,,,there are only 3 fees for all of them :

1)Zikir. Bismillah. (Calling his name,beginning everything with his name)

2)Şükür. Elhamdülillah (Thankful)

3)Fikir. (The idea)

Eventually for all these perfection of life,benefactions...His gifts and his mighty miracle..to think about them...

E.g: Kissing the hand of a servant of a sultan who sent you the very precious gifts,and forgetting the owner of the present is such kind of a stupidness. In the same way, thinking about the source of all these beautiful things as a result of nature,without any reason--pattern and forgetting the creature of all these,mighty God.

Eyy,my inner!! if you dont wanna be confused by reasons. Take by the name of Allah,give by the name of him.Start with his concent,finish with his way!


The fate doesnt give any benefit to some group. to the fair one is the same as to the materialist one. whatever to the good is the same to the bad. whatever to the who sacrifices for God is the same for pagan.
the situation on the earth is a bad one. hence,the people  are full of evil,bad feelings. during their lives,they have madness,bad in their heart.later the death comes.


Kuran doesn't belong to any nation or any privilege but all the people. according to Kuran,muslim is the nature of the humanity. 

"God creates human nature,perception..and all have been created with it. there is no change in the creation of God. here it is the only true religion."

respect to this,before prophet Muhammed,all sent prohpets said the same religion in the same origin. hence,the islam,since from the begining ,unknown times includes all human nature, history. the religion of all sacred prophets is the same in different time eras,with different names...but the mentality ,the core is the same..but they were spoiled,broken by human cheating and deceptions,cruelity  later upto the final sacred religion,islam.

moreover,relating to changeability of human requirements and times,excluding the fundamental and the core,but the details,applications,...the final version of islam-the sacred-pravda religion-- is told by Prophet Muhammed,and explained by Holly Kuran-ı Ker'im.


the struggle and information to see  that life is worth to live,even hopelessness is a problem of existansialism. but certainly not a problem of physcological illness.

the change is more related to how we make and realize our life than to see why we behave like this. the change requires ,the wish and determination (both requires irrationality) it is not easy to achieve this alone. hence one needs scholar,,succesful examples to illuminate his life ,to be example.

if one doesnt find a reason to struggle for it,a freely selected aim,then falls in depression. the people always live the tension between what he gets right now  and what he aims or what he has to get. hence Kuran shows the people who are searching the sacred peace,who knows that he is the creator of Allah that to be decent, to be fair. but Kuran never begs for the belief in Kuran to people. As a freewill,it calls people to use their nature,conscience to select. hence it advises people to Read effectively. "Read,think,comprehend and live it!"

Kuran releases the people's request for meaning from sleep,and  puts people in the struggle to search for meaning on life!

All philosophers,for the declariation of the meaning of life, they search for brighter,more harmonic,including ideas.
but none of them can move the big human community. because,the ability of a philosophy to describe the meaning of life is restricted.because he cant imagine not exactly how the world it is but exactly as he observes,percepts.

 a philosopher or a scholar,however he made big steps as a human to be in peace, he always describes his mentality, his experiences. hence this trying,this approach cannot include all the freewill,,all the human nature,the essence but some.

each describing meaning of life theory is based on understanding the person. and understanding the person is possible via to see the reason beyond the visible phenomena...which is to understand the world,,trying to understand it.
to make this happen,one needs "the information" to look himself, to the life and to the cosmos from another point of view.

the human nature doesnt only include the observations from the outside. moreover, infact people notice that,feel that  there is internal sense-existence. (conscious,vicdan,fıtrat,the essence )


at first ,one should realize that the essence is before the existence. ego centered life styles-individualism (like capitalism) or economy centered philosophy (socialism)  description of meanning of life theories and the essence (inner,,intiution) (fıtrat) can not match.

the understanding the priority of essence (freewill,conscience,,the sense inside you telling ur truth)  to existence brings you into the solution. creator of the essence-the all mighty, the idea of  Allah.

hence Allah creates the people and gives his human nature ,the essence and also the life opportunity.
as an example,,wherever you were born,,africa,turkiye or russia, the human was born as the same computer .
the essence  is both hardware (spritual-physical) and software.
but to be able to recognize this human-computer by user (human),usage,and keeping it safe without lost in deepless environment,requires a guide.

Allah,with the aid of prophets,speaks with his creators-humans (vahiy-Kuran) and sends guides for people to define and live according to Essence and the meaning of life.

so,

to be able to make life valuable and make it meaningful,

to be able to make the nature valuable and make it meaningful,

to be able to make the world valuable and make it meaningful,

 is only possible to fit inside to Kuran which is the word of Allah,that harmonizes the essence of principles for all creatures on cosmos.


From the first prophet (Adam) to Prophet Muhammed,all the essence and the description of meaning of life is the same. Islam..
but failures,deviance...and needs for update from Holly One creates the need for all Holly prophets and tevhid,the word.

all prophets brought Word of Allah (the book) and the message is in each era, whats included to define the meaning of life for the people for those times,and presents a world description of expectation to requirements.

miracle
a proof to prophet Muhammed reality..his holliness from 7 skies,,from the creator of the whole known existence in the cosmos and the beyond. Allah'u Ekber

to prophet Muhammed, a person who doesnt know to read or write, holly response to Essence,the word of Allah,The Kur'an-ı Kerim is sent.


One needs logic to come upto a point,,to see the clues..to judge,to differantiate..,,but one needs intiutions,,conscious,,sense to believe in it..