futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Temmuz 2014 Salı

Javier Pedrosa Saviola



barcelona formasiyla ilk defa goruldugunde ne kadar heycanlandiriyordu oysaki butun FM 2001 cileri :)

yazi eksisozlukten alintidir:

"
dünya futbol tarihinin en overrated adamlarından biridir. tıpkı ilk parladığı yıllarda yaveri pablo aimar gibi. bu iki adamın aslında bu kadar abartılarak, bizim yıllarca patlamasını beklememiz tamamen barcelona'nın iş bilmez transfer politikası yüzünden olmuştur. keza kendilerinin saviola'yı aldığı dönem aimar'ı da alma girişimleri olmuştu. lakin bir şeyler oldu ve aimar 21.5 milyon avro karşılığında valencia'nın yolunu tuttu. muhtemelen o dönem sözleşmesi bitmişti ve "bana river plate'in çok emeği geçti" ayağına yeni sözleşme imzalayıp, bedavaya gitmek varken hayvani bir bonservisle gitmesinin payı büyüktü. gel gelelim saviola da 36 milyon avro karşılığı barcelona'nın yolunu tutmuştu. hayvani beklentiler vardı. zira bu genç yetenek ilk profesyonel maçına 16 yaşında çıkmıştı. 18 yaşındayken, güney amerika'da yılın futbolcusu seçilmişti ki bu da beklentilerin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. zaten o yıl ilk transfer girişimlerinde bulunulmuş, ailesinin "henüz çok genç" çıkışından sonra 2 yıl daha beklemek zorunda kalmıştı. bu müddet boyunca da river plate'te yine fırtınalar estirmişti. lakin arjantin liginde patlama yapmış oyuncuların büyük kısmı, büyük beklentiler içersinde transfer edilip hüsranla noktalanmıştı. çok az istisna vardır. zira ne kadar yetenekli olduğu bilinen ortega da tam bir tutunamayandı, avrupa futbolundaki istikrarsızlığı ancak buna rağmen arjantin'deki istikrarı bu konu hakkında az biraz fikir sahibi olmamıza yetecektir.

gel gelelim, en istikrarlı arjantinliler bile evin yolunu çok geç olmadan tutar olmuştu. avrupa'da top koşturmuş en istikrarlı arjantinlilerden biri olan veron bile 31 yaşında memleketinin yolunu tutmuş 5 sene daha top koşturarak 2011'de ülkesinin takımlarından estudiantes'te futbolu bırakmıştı. güney amerika futbolu avrupa futboluyla pek benzeşmediği için büyük umutlarla alınan birçok futbolcu, tutunamadan çokça geri dönmekteydi ki buna bir örnek de juan pablo sorin'i verebiliriz. ilk olarak juventus'a transfer olup birkaç maça çıktıktan sonra ülkesine geri dönmüş, başarısız lazio ve barcelona maceralarından sonra psg ile iyi bir ivme yakalayarak soluğu villareal'de almıştı. 2006'daki o meşhur villareal mucizesinde, kadronun en önemli elemanlarından biriydi şüphesiz. şampiyonlar ligine yarı finalde talihsiz bir şekilde veda etmeselerdi belki de barcelona'yı finalde geçerek kupaya uzanacaklardı. kim bilir. gel gelelim sorin, 27 yaşında avrupa futboluna ayak uydurmaya başlamış ve bunun devamını getireceği düşünülürken hamburg'ta bekleneni veremeyince kontratı feshedilmiş sonra tekrar kendini bulduğu cruzeiro'ya geri dönüş ancak 33 yaşında sakatlıklardan ötürü futbolu bırakmıştır. şimdi daha bir ton örnek veririm size. en basitinden daha yeni olan fernando gago örneği var ortada. futbol kulüpleri şunu kestiremiyorlar. mevcut potansiyeli ve gelecekte ulaşabileceği potansiyel ayrımı. bileklerine hakim, hızlı, güçlü, iyi dripling yapabilen her adamı "tamam bu herif gelecekte ortalığına amına koyar" gözüyle değerlendirdikleri için sonuç hep böyle hüsran oluyor. bunlardan birinin ilk örneği işte javier saviola'dır. bu anlamadan, dinlemeden adam alıp gönderme olayını en iyi yapan ve en kötü transfer sistemine sahip, en çok brezilyalı ve arjantinli futbolcuyu almış zaten 2 takım var. biri real madrid, biri de barcelona. şimdi saviola'ya tekrar dönecek olursak.

saviola oynadığı futbolun, gelecekteki beklentilerin farkındaydı. bu beklentileri de kaldırabiliyordu ki 16 yaşından 20 yaşına kadar geçirdiği profesyonel futbol hayatında her geçen gün kendini geliştiriyor, hiç bozulmuyor ve oynadığı futbolun üstüne koyarak oynuyordu. barcelona'ya ilk gidişi heyecan vericiydi. güney amerika'nın en ünlü, geleceği merakla beklenen, arjantin milli takımının eski günlere dönmesindeki yeni umuttu çünkü. sürekli "yeni maradona kim olacak?" tartışmaları sürerken, maradona dakika başı kendine yeni veliaht biçerken, arjantinli futbolseverler milli takımı sırtlayacak bir adamı beklerken saviola hem yeni takımını başarıya ulaştıracak hem de ülkesini büyük başarılara ulaştıracak adam beklentileriyle nou camp'a ayak bastı. o dönem için bir rekor kırarak 1 haftada 5 milyon dolarlık forma satış karı açıkladı hatta barcelona. beklentiler hayvan gibiydi. gel gelelim saviola gardaşımız, ilk geldiği yıl takımıyla aynı performansı sergilemişti. takımı ligte 4. olurken, saviola da 17(36 maçta) golle, gol krallığında 4. olmuştu. tabi aynı gol sayısına sahip catanha ve raul tamudo'nun önünde 4. olabilmişti. ertesi yıl işler saviola için daha kötü bir hale gelmişti. ligin ilk yarısını sadece 2 gol ile kapayan saviola için çanlar çalmaya başlamışken, takımın teknik direktörü van gaal kovulup yerine antiç getirilince biraz kendini bulmuş ve ikinci yarı 11 gol atarak o yılı 36 maçta 13 golle tamamlamış, ilk yılına nazaran, ülkeye ve kulübe daha çok alışıp daha çok gol atması beklenirken daha kötü ve verimsiz bir sezon geçirmişti. bir sonraki sezon rijkaard takımın başına geçmişti. hala çift forvet sistemi o yıllarda devam etmekteydi ve saviola'nın partneri patrick kluivert ile aralarında bir anlaşmazlık vardı. zira saviola'nın river plate'teki parlamasındaki en büyük etkenlerden biri kuşkusuz partneri juan pablo angel'di. benzer bir modele ve tekniğe sahip kluivert ile de iyi anlaşması beklenirken, ilk sezon iyi bir ortaklık sergileseler de ikinci sezonundan itibaren pek yıldızları barışmamış, üçüncü sezonda da en nihayetinde işler iyice kötüye gitmişti. rijkaard'lı sezonda 33 maça çıkmış, partneri kluivert'tan yardımsız bir şekilde 14 gol atmış ancak bu ne kulübe ne de kendisine yetmiştir.

2004 yılında partneri kluivert ile yollar ayrılırken saviola da monaco'ya kiralık gönderilmişti. monaco'da da ligte pek bir şey yapamamış 29 maçta 7 gol atmış ancak avrupa'da 7 maçta 4 gollük performansıyla "eh işte" dedirtmiştir. sezon bitiminde tekrar barcelona'ya dönse de takımda oynayamayacağı için bu sefer de sevilla'ya kiralık gönderildi. burda da monaco serüvenindeki gibi 29 maça çıkan saviola sadece 9 gol atabilmişti. bu monaco performansından sadece 2 gol fazlaydı. ancak saviola yine avrupa kupalarındaki iyi formunun ekmeğini yiyecekti. sevilla'nın 2005-2006 sezonundaki uefa kupası zaferinde 13 maçta 6 gol(turnuvanın gol kralı 7 golle basel'li matias delgado'ydu) atarak büyük pay sahibi olarak, barcelona'ya tekrar dönmesini sağlayacaktı. ancak bu son sezonunda 18 lig maçında forma şansı yakalayabilen saviola sadece 5 gol atacak, kral kupasında oynadığı 5 maçta attığı 5 gol ona iyi bir kontrat sunulmasına sebep olmayacaktı. kontratı biterken barcelona'nın saviola'ya ayıp olmasın diye sunduğu komik rakamlı sözleşmeyi saviola reddedince serbest kaldı ve soluğu real madrid'te aldı. burda geçirdiği iki sezon boyunca pek forma yüzü görmedi zira hayvan gibi bir kadro vardı ve oynayacak potansiyeli yoktu. yedek olduğunu bile bile real madrid'e giden saviola 2 sezon boyunca 16 lig maçında sadece 4 gol atabildi. çıktığı 8 kral kupası maçında da fileleri 1 kez sarsabilen saviola, 4 şampiyonlar ligi maçında da gol yüzü göremedi. bu durumda 28 maçta 5 gol atmış olan ve vasatın çok altında bir performans sergileyen saviola için artık çanlar çalmaya başlamıştı. benfica'nın 5 milyon avroluk teklifini kabul eden real madrid, saviola'yı gönderiyordu. istemeye istemeye de olsa la liga'nın yanında esamesi okunmayacak portekiz ligine giden saviola, 3 sezon boyunca benfica formasıyla çıktığı 69 maçta sadece 24 gol atabilmişti. hem de portekiz gibi sadece 3 takımın bayrağının öttüğü, geri kalan takımların da ligte tutunmaya çalıştığı bir ligte eski kankası pablo aimar olmasına rağmen vasatı aşamamıştı. sözleşmesi sona erince, benfica yeni bir sözleşme imzalamaya yanaşmamış ve tekrar saviola serbest kalmıştı. bu onun 2. siklenmeyişi olsa da artık kariyeri iyice çöküntüye gidecekti. geçen sezon malaga'ya imza attı ve burda tekrar toparlanmaya çalıştı. şampiyonlar liginde porto'yu eleyerek çeyrek finale kadar gelip talihsiz bir şekilde finalist dortmund'a elenen malaga'da, çıktığı 6 şampiyonlar ligi maçında 1 golle takımına katkı yapmıştı. ligte de 26 maçta 8 gol atan saviola, çıktığı 4 kral kupası maçında golle buluşamadı. totalde 36 maçta 9 gollük kötü bir performans gösteren saviola ile malaga da sözleşmesini feshetti ve saviola şu an yunanistan'ın olympiacos takımında forma giyiyor. gün geçtikçe de düşüyor. bu yıl iyi bir performans da gösteriyor aslında çıktığı 4 maçta 3 gol attı ama bütün lig boyunca bu performansı gösteremeyeceğinden hem de yunan liginde bile en fazla 2 sezon oynayacağını ordan da arjantin'e geri döneceğini düşünüyorum.

gel gelelim bu adam nasıl abartıldı da bu hale geldi. saviola river plate'te parladığı zaman kadroda ; roberto bonano, diego placente, roberto trotta, mario yepes, eduardo coudet, juan pablo angel gibi isimler vardı. hatta bunlara ek olarak pablo aimar ve andres d'alessandro genç arkadaşları da vardı yanında. yıllardır beraber olduğu, doğduğu büyüdüğü topraklarda, aynı milli takımda oynadığı arkadaşları, bir aile ortamında oynuyordu kısaca. buna ek olarak 2001 yılındaki u-20 dünya kupasındaki hayvani performansı da vardı. 7 maçta 11 gol atarak, turnuva şampiyonu arjantin'in en büyük silahıydı. gel gelelim onun için sonun başlangıcı aynı yıl gittiği barcelona oldu. daha o düzeyde değildi, çok gençti ve çok acemiydi dünyanın en büyük kulüplerinden birine çok büyük umutlarla ve çok büyük paralar harcanarak transfer edilmişti, böyle olacağı belliydi ki hem onun için hem de aimar için.  saviola o kadar büyük bir kaybeden oldu ki 2009'da, 28 yaşındayken milli takımı bırakmıştı. 2008'e kadar 40 kez arjantin milli takımının formasını giyip 11 gol atarak, ülkesinde onun geleceğini merakla bekleyen futbolseverleri hüsrana boğmuştu ki arjantin çok fazla forvet çıkaramayan bu işte başarısız olan bir ülkedir. yaşadıkları hayal kırıklığı baya büyüktü o yüzden. daha 18 yaşındayken esip gürleyen adam, 23'ünde nerdeyse kaybolmuştu. zaten tarih boyunca çıkardıkları en iyi forvet sergio agüero(messi'yi forvet saymazsan) o da henüz 25 yaşında yani. mario kempes, gabriel batistuta ve gonzalo higuain de eklenebilir ancak saviola beklentilerin çok çok altında kalarak, bugün unutulmaya mahkum futbolculardan biri oldu. bugüne kadar çıktığı 444 maçta 151 gol atarak istatistik açısından da ne kadar sınıfta kaldığını görüyoruz."

Herseye ragmen, olimpiakos yerine umut bulutun yanina yedek klubesinde ufak arjantinliyi gormek isterdim ben cimbomda :) adam finishing sonucta!

Saviola yi animsatan kariyer dususuyle bir Baros gelmisti cimboma,ama o Galatasaray'da uzun sure ust duzey futbol oynadi, kariyerinin en guzel donemlerini yeniden gordu.(her ne kadar Baros doneminde Galatasaray hep eksik kadrolar,dandik zihniyet urunu yapilanmalar olusturuyordu. bkz .Adnan polat)

19 Mayıs 2014 Pazartesi

Galatasaray 2013/14 sonuc


Bu sezon cok iyi baslamıstı aslında. Emirates cup,Super kupada Feneri yenmek gayet iyi bir baslangıctı.Ama Fatih terim var olan problemleri alınan güzel skorlar nedeniyle unutuyordu.takımın eboue-dany-chedjou-riera defansıyla bazı hazırlık maclarında 3 ortalama gol yemesini unutuyordu. kronikleşen sol bek sorunu,ebouenin istikrarsızlıgı, 6+0+4 rezilliği.
yönetim ve fatih terim bu olasılıkları göz ardı edip adeta transfer yapmadan sezona başlandı .(Bruma hariç)
alınan üstüste deplasman beraberlikleri. Real madrid maçında, eboue-dany-chedjou-riera  müthiş oyunuyla (!) Türkiye'ye gelmiş en iyi kalecilerden biri olan muslera'nın düştüğü durum:// Ronaldonun gol krallığına ilk maçtan adım atması...Fatih terimin garip milli takim kahramanligina soyunmasi...

Bilmiyorum,bu sezon acayip inişli çıkışlı geçti. Ama hiç kimse çıkıp sezonun ilk yarısında Drogba top oynamadı demesin,lütfen. Adam Sneijder ile beraber resmen takımı ayakta tuttu.Juventus'u beraber elediler :)
ne yazık ki ikinci yarı Drogba'nın isteksizliği,Chelsea macından sonra ortadan kaybolması ve Dünya kupası öncesi SSKya vurması,benim gibi çoğu Galatasaraylıyı çok üzdü.
Mancini evet iyi bir taktisyen,ama çok uzun süre çözemedi Galatasay'da ne olup bittiğini.nokta atışı transferler yapılamadı.takımı gençleştirmek adına. Telles,Veysel,Koray önemli transferler oldu. Ama Hajro,Salih,umut,oguzhan tutmadı. Ben Ontiverio'dan da çok ümitliydim ama ne yazık ki istenilen düzeye gelemedi (6+0 bulan ocgunun da bundan katkısı yatsınamaz)

iç sahada farklı galibiyetler,derbilerin hepsinde üstün oyun,Türkiye kupasındaki alınan kritik maçlar...Şampiyonlar liginde bazı maçlarda iyi performans sunu gosteriyorki Galatasaray resmen bu yıl maç seçti. Kritik maçların hepsinde iyi oynadı ama deplasmanda rize,antalya,konya,kasımpaşa maçlarında inanılmaz goller kaçırdı..6 pastan ,bu maçlarin hepsinde, 2 gol kaçırdı.
TT arenadaki kayserispor malubiyetiyle de zaten lig gitmiş oldu.
Mancini bir dönem toplarlayamadı ne yapsa olmadı.Takım olamadı,saldıramadı Galatasaray ,Avrupa'dan an elenince,bütün motivasyon kayboldu ,bir anda.

Bazı şansızlıklarda oldu Hamitin müzmin sakatlıgı,burak ile umutu seri baglasan Drogbanın yarısı etmezler ama o Drogba 36 yasında ve oynuyamadı herhafta artık ...
 Genç yetenek,oyun sikisinca  oyunu kanatlara acabilecek,dunya kupasına gitmesi kesin gozuyle bakılan Brumanın siktiri boktan bir kupa macında sezonu kapatması..kara haberdi resmen..
Musleranın en kritik Fener deplasmanı ve Real -kopenhag deplasmanlarında olmaması ve çaylak Eray'ın yedigi hatalı goller.
Aynı şekilde kanat alternatifi Aydının da yine kupa macında sezonu kapatması adeta bu yılın ugursuz bir yıl olacagını gösteriyordu.

Melonun insanlık dışı hırsı,performansı. Sneijderin kendini aşması,Inter gunlerindekini animsatan çok klas goller atması,tek başına takımı sırtlaması. Musleranın herzaman ki formunu koruması.

Bence bizim takım 4-3-3 oynatabilecek sag sol kanat driblingci adamlarına sahip degil Sneijder cok akıllı 10 numara pozisyonun adamı. sol acıkta oynarken karşı karşıya kaçırdıgı golleri düsünün..Adam winger degilki...o depardan sonra cok yoruluyor haliyle.Bruma iyi dönebilirse bi nebze oynayabiliriz ..ama Buraktan winger vs olmaz arkadas.
Ayrıca Melo DMC,Selcuk CM ehh idare eder ama Yektanın oynadıgı pozisyana Yaya Toure ,Appiah,Gerard vari oyunun 2 yönünde de kral futbolcu koyamadıkca bu yılki gibi sizin 4-3-3 ortası kevgir olur.Selcuk ta trafik polisi gibi arkadan kovalar elemanları. (Hakan calhanoglu mukemmel bir transfer olurdu yapılabilirse ama cok zor)

Gelecek sezon gelen 5+3+0 dangalaklıgıyla ligde sampiyonluk Cimbom için yine cok zor.muslera-melo-telles-sjneider-yabancı forvet 5 ediyor zaten.... (chedjou+bruma 7 oldu ,artık bi kisi Hajro-ontivero mu olur,kimi alırlar kontenjana sıkıntı buyuk)

ve daha defansın gobegine saglam birisi ( ömer toprak almak imkansıza yakın,serdar taşçı da mümkün gibi durmuor,,chedjou oynayınca fena degil ama süreklilik yok,götü dayayıp şampiyonlar ligine gidemessin,yedek olur ancak)
kroniklesen sagbek sorunu (sabri-veysel-hamit anca TRde günü kurtarabilirler,,kimi koyacaklar oraya cok merak ediyorum...sıkıntı cok buyuk) ortasahadaki CM adamı Hamit-yekta-emre colak iyi oynadı varsayıyorum ha bu arada(ya da Turk vatandasi bir maestro bulacaklar???)

yabancı forvet cok yaslı olmayan son vurusu cok klas olan (Baros,Klose,Dzeko ayarında) devamlılıgı olan tek -cift forvet oynayabilecek,topu alıp sırtı donukte iş yapabilen bir adam lazım. en az 5-6 milyon euro eder.
defansta en az 5-6 milyon eder. box to box ortasahada 6 milyon de. 18milyon etti.
bir tane yerli sag bek alternatifi, bir tane yerli genc forvet alternatifi (muhammet demirci gaziantep--tanju /oktay vari gol kokluyor adam)
toplam da nerden baksak 22 milyon euro civarı para yaptı. Allah tan sampiyonlar ligine direk gidiyoruz.
yillik 10 milyon euroda forma reklamindan (Samsung etc) baglasalar.
Elden cıkarılan Amrabat-dany,,kiralık hajro-ontivero filan az bir rakam Galatasarayın eline gecer.
giden Drogba dan 5 milyon euro,eboueden 2.5 milyon euro  maaş düş...10-8 = 2 giden yabancıdan daha 2 milyon euro düş. maaş bütcesi biraz rahatlar.

Ama bu 5+3 işiyle cimbomun işi çok zor. Avrupada ait oldugu yerde akıllı-nokta transferlerle yine biseyler yapar (2.tur vs) ama ligde sampiyonluk ,takım kimyasının ve sezon bası hazırlıgın iyi yapılmasına baglı bence..
Ayrıca Mancini tekrar rotasyon takımı yapıp herhafta birilerinin yerleiyle oynarsa,Türk futbolcusu bu yapıyı zor kaldırır.


3. yıl ustuste sampiyonlar ligine katılmamız cok onemli ..kale-DMC-10 numara pozisyonlarımız hala saglam. iyi bir defans oyuncusu iyi bir MC ve cok iyi son vurusu iyi bir forvetle (Burak yılmaza nazire) enseyi cok karartmayız.

PS: sag bekte kim ne maymunluklar yapacak gelecek yıl cok merak ediyorum.
Tüpçü başkanlığı bırakınca da normal insanların yönettiği orta düzey bir avrupa ligine döneriz,inşallah.

15 Ekim 2013 Salı

Blogspotlardan inciler-1




1))Porsche 911 carrera (996 kasa) almak isteyen 19 yaşındaki bir gence tafsiyeler :

""Arkadaşım daha 19 yaşındasın ve madem ki otomobilin havalı olsun, yaşıtların arasında nispeten dikakt çekeyim istiyorsun Carrera senin için çok yanlış bir tercih olur. Scirocco, Alfa GT, Mini CooperS, Audi A3 vs. gibi çok yüksek paralara mal olmayacak araçlar alıp gayet de amaçlarına ulaşabilirsin. 2-3 sene piştikten ve daha mantıklı hareket ettiğini gördükten sonra daha iyi araçlara bakmaya başlarsın. 

Carrera'yı yürütebilmek için harcayacağın paraları da kendine harçlık yapıp Avrupa'yı gezersin, yabancı dilin gelişir, farklı kültürlerle tanışma fırsatın olur. Yok ben Carrera'da ısrarcıyım, 

19 yaşımda İstinye Park'ta ciciş kovalarım, eski kocasından sağlam nafaka alan milf kovalar okulda 13 yaşındaki mat kaplamalı arabamla karizma yaparım(!) diyorsan; 
televole kültürünü başka kültürlere tercih ederim diyorsan da keyif senin:) Umarım senin için en iyi tercihi yaparsın.""

işte böyle bir memlekettir bizimkisi. benzinin dünyanın en pahalı oldugu ,hiçbir lokal orta düzey bile araba markası üretilemeyen yerdir.
teknolojik ve mekanik açıdan bir dünya harikası olan,dünya üzerinde  dizaynına aşık olunacak nadir klasiklerden Porsche 911 carrera yı bile televole,istinye park tikky kızı bağlama aracı olarak gören bir memlekettir.Erdal Acarlar,Serdar özkanlar yetişir,bu görgüsüzlüğün ta AQyim.



2))Galata-Fato üstüne


 Aysal, profesyonel hayattaki başarısının sırrını, başında bulunduğu Galatasaray'da da uygulamaya koydu: İyi işler iyi profesyonellerle olur. Göreve gelir gelmez takımın başına ülkenin en başarılı hocası Fatih Terim'i getirip, sonrasında da Eboue, Muslera,Melo, Drogba, Sneijder, Chedjou gibi bu işin ehillerini takıma kazandırdı. Şampiyonluklar da peşi sıra gelince, başkan yürüdüğü yolun o kadar doğru olduğuna inandı ki, A.Albayrak, A.Dürüst gibi "amatör" ruhlu yöneticilerle yollarını ayırmaktan çekinmedi bile. Daha da vahimi o kadar gaza geldi ki "kadroda  böyle yıldızlar varken, saha kenarındakinin ne önemi var" diyerek Fatih Terim'in biletini bile acımadan kesiverdi. Oysa unuttuğu bir şey vardı, Galatasaray his takımıydı, Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım'ın paralı takımlarına karşı "birlik-beraberlik"le kupaları almıştır, moral ve ruhla hep var olmuştur sarı-kırmızılılar. İşte bugün Akhisar'da futbolun o yazılı olmayan gerçeği bir kez daha ortaya çıktı, bir zamanlar "Hagi çıkar sana 40 metreden bir çakar, nereye koyacağını bilemezsin o istatistikleri" dediği gibi, menajersiz, "yarı amatör", dost-ahbap ilişkileriyle Akhisar beldesine gelen Niasse isimli çocuk sana bir çakar nereye koyacağını bilemezsin o CEO'nu da, danışmanını da, "çileklerini" de...


Sadece oyun kuralları içinde "çakmazlar", bir de "bel altı" çalışırlar bu memlekette sayın Aysal. Sen resmi sitede istediğin kadar "yalanlama" yap, Galatasaray düşmanları başlarlar gazetelerinde, televizyonlarda "kara propagandaya". İş onlarla kalsa iyi, saha içindeki "kara gömlekliler" de artık gönüllerince at koşturacaklardır bizim maçlarda çünkü sen hepsinin "tırstığı"Fatih Terim'i "itibarsızlaştırarak" yolladın bu takımdan. Yabancı hocadan kimse korkmaz, çekinmez, ama Terim bu toprakların insanıdır, sporun imparatorudur, iki lafı haftalarca konuşulur, çok konuşana çıkar canlı yayında "ayarı verir", savunur takımını, hakkını cesurca... İşte bugün Hakem, Bruno'yu iki kere atması gerekken, sarı kart bile çıkarmadı Akhisar'lıya, yahut Burak'ı, Drogba'yı indirenlere sadece bakakaldı. Ya, başkan! O sebeple iki haftadır Fatih Terim diye utanmadan, çekinmeden, bebekler gibi ağlıyoruz bizler, hoca bugün saha kenarında olsaydı hakem bugün çalmadıklarının yarısını faulle cezalandıracaktı... Yalan mı?