12 Mayıs 2014 Pazartesi

ukrayna'da neler oluyor


Ukrayna: Batı ile Doğu’nun arenası
Ceyda Karan

Ukrayna, üzerinden hayal kurulabilecek bir diyar değil maalesef... Ne yüzyılımızın genç isyankâr ruhlarının özgürlük ve refah ideallerinin filizleneceği bir diyar; ne de dünyanın neo-liberal gidişatına direnenlerin sosyalizmin o eski kulağa hoş gelen eşitlik, sosyal adalet ruhunun canlanabileceği... Ukrayna, batısı ve kuzeyini Avrupa; doğusu ve güneyini ise Rusya’nın şekillendirdiği bir arena. Siyasi tercihler bir yanda, ekonomik sorunlar öte yanda... Nüfusun Avrupalı olarak refah içinde yaşamayı arzulayan kesimi bir yanda, Moskova’ya yönelimden hoşnut kesimi öte yanda.. Ve işin gerçeği şu ki, 21. yüzyılda medeniyet bileşkesi kuramamanın bedeli bölünme ile ödenebilir.

 
MAVİLER VE TURUNCULAR

Bu aslına bakarsanız ikinci deneme. Son yaşananlar, bu ülkeyi yakından izleyenler için deja vu hissi yaratıyor. Başkenti Kiev’in protestocuların ‘Euromeydan’ diye andığı ‘Bağımsızlık Meydanı’nda kasım sonundan beri hâkim renk, Rusya’yı sembolize eden ‘mavi’den Ukrayna milliyetçiliğini sembolize eden ‘turuncu’ya döndü. Tıpkı 2004’teki gibi... Ancak ‘mavi’nin sessiz sedasız üstünlük sağlaması için altı yıl yetmişti. Fark şu ki, 2004’teki ‘turunculaşmada’bölünmüşlük daha az anılırken, bugün ana tartışma ekseni...

Protesto hareketi emellerine ulaştı. Bedeli en az 77 genç insanın hayatını yitirmesi ve başkent Kiev’in savaş alanına dönmesi oldu. Yanukoviç, 2004’te sandıkta hile yaptığı iddiasıyla başlayan ‘Turuncu Devrim’le rakibi Viktor Yuşçenko’ya yeniden düzenlenen ikinci turda yenilmişti. Yuşçenko daha sonra yüzde 5’lere düşüp silindi. Yanukoviç ise 2010 seçimlerinde ana üssü olan Doğu’daki desteğiyle yeniden başa geldi. Ve bu kez gençliğin başını çektiği isyan ile gidecek gibi. 63 yaşında eski Sovyet ulaştırma yetkilisi olan Yanukoviç’in saldırıdan iki kez hüküm giymişliği var. Oligarklarla göbek bağı, nepotizmi ve baskıcı yönetimi eksik değil...

Sokaktaki barışçı gençlerin hayalleri büyük ama liderleri 2004’tekinden farksız. Kiminin geçmişinde yolsuzluklar, kiminin yabancılarla derin bağlar, kiminin 1930’ların ruhunu aratmayacak milliyetçilik ve militarizm var..

 
ANLAŞMA NE DİYOR, NE OLABİLİR?

AB arabuluculuğunda imzalanan anlaşmanın ana hatları, geçici birlik hükümeti kurulması, bu yıl içinde seçimler ve devlet başkanının yetkilerini sınırlandıran 2004 anayasasına dönülmesi. Parlamento anlaşmayı derhal onayladı. Berkut ismi verilen özel birliklerle kan döken İçişleri Bakanı Vitali Zaharçenko görevden alındı, ceza yasası 2010’da seçimi kaybetmiş Yulia Timoşenko’nun hemen salıverilmesinin sağlayacak şekilde değiştirildi.

AB arabulucuları Almanya, Fransa ve Polonya dışişleri bakanları ‘tanık’ olarak imzalarını koyarken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yolladığı arabulucu Vladimir Lurkin ‘imzasını esirgedi’. Yanukoviç anlaşma sonrası, “Barışın tesisi için atamayacağımız adım yok. Erken seçimlere öncülük edeceğim” dedi. Onun elini sıkmış olan Klitschko daha sonra Euromeydan’da bu yüzden özür dilemek zorunda kaldı.

İki tarafı da memnun edemeyen anlaşma çöpe atıldı. Parlamentonun azil girişimine bakılırsa, Yanukoviç devri sona erdi. Peki, bu kavga ‘burada bitebilecek mi’?

 
ASIL EKONOMİYE BAKMALI

En mühimi ekonomi. Rusya, Ukrayna’nın 2014’te ayakta kalabilmesi için 15 milyar dolarlık kurtarma paketinden vazgeçecek mi? Yahut ahalinin donmaması için ucuz doğalgaz anlaşmasını sürdürecek mi?

Son kaosta AB’nin mali yanını ihmal ettiği bir anlaşma ile Kiev’in kapısını çalması da rol oynadı. Oysa protestoları tetikleyen Doğu Diyalogu çerçevesindeki İttifak Anlaşması, Ukrayna’nın askerî anlamda Batı’ya kaymasına zemin hazırlamayı ihmal etmemişti. Peki, AB kesenin ağzını açabilecek mi?

ABD ise reform karşılığında paradan bahsediyor. IMF’nin yeni programı devreye girebilir. Ama Ukrayna parlamentosu, yönetimi ve ekonomisi normal bir ülke gibi işlemiyor. Eski programlar doğru düzgün yürütülmüş değil. Ukrayna’nın yüzde 7,7’lik bütçe açığının finansmanı, enerji fiyatlarının aşamalı ayarlanması gibi zorlu meseleler var.

 
PUTİN’İN TAKTİK ÇEKİLMESİ..

Ve Rus lideri Vladimir Putin... Taktik olarak çekilmiş görünüyor. Peki, Ukrayna’yı ayrılmaz parçası gördüğü Avrasya Birliği planlarında geri adım atacak mı? Unutmamalı ki, Putin soğukkanlı geri çekilmeyi bilen ve bir sonraki hamlesini düşünen bir ‘satranççı’.

 
Ukrayna dediğimiz diyar...

“Biz, tüm kardeşler, Kazak ulusundanız...” Ukrayna milli marşı işte bu sözlerle sona eriyor. Kimlik krizi pek çok ülkede tarih ve demografiyle tetikleniyor. Ukrayna da azade değil. Kiev diye andığımız diyar daha Moskova kurulmamışken Rusya’nın ilk başkenti. Kazaklar bu topraklarda at koşturmuş. Yani aslında Rus azınlık demek de çok doğru değil. Zira ülkenin doğusu ve güneyinde Sovyet halklarından hatırı sayılır bir nüfus da yaşamakta.

Bölünmüşlük Ukrayna’nın Doğu Slav ahalisinin adeta kaderi. Bütünleşme çabalarıyla geçen 19. yüzyılda Ukrayna’nın büyük kısmı Rus imparatorluğuna katılırken, kalanı Avusturya-Macaristan imparatorluğunu seçer. 1. Dünya Savaşı ve 1917 Ekim Devrimi’yle çalkalanan bu coğrafyada, Kara Ordusu’yla devrimci köylülere öncülük etmiş ünlü anarşist Nestor Mahno’dan anımsayacağımız ‘bağımsızlık’ rüyası filizlense bile ülke iç savaş sürecinde Polonya ile Bolşevikler arasında sıkışır. 1922’de Ukrayna Sovyeti’nin SSCB’ye katılmasıyla 20. yüzyıl sonuna dek sürecek Moskova hâkimiyeti başlar. Bu aynı zamanda Stalin’in emriyle 1930’larda 680 bin aydının öldürülmesi ile köylülüğü dönüştürme amacıyla girişilen sanayileşme politikalarının bedelinin ‘büyük kıtlık’ta 10 milyona yakın insanın canıyla ödendiği bir dönem. (Elbette bugün Ukrayna’daki Rus karşıtları ‘büyük kıtlığı’ ‘soykırım’, Holodomorolarak anarken, aynı bedeli bütün Sovyet halklarının ödediğini anımsamamayı tercih ediyor.) Nitekim Ukraynalılar 2. Dünya Savaşı’nda Almanlara karşı kahramanca dirense de‘bölünmüşlüğün’ tezahürü Nazilere desteğin de eksik olmaması. Velhasıl 1950’lerden sonra ülke SSCB’nin ağır sanayi merkezlerinden biri olurken, çöküşle birlikte 1991’de nihayet gelen bağımsızlık bölünmüşlüğü giderebilmiş değil.

 
Madalyonun iki yüzü..

Ukrayna’yı salt ‘Euromeydan’ odaklı okuma öne çıkıyor. Batı medyasında tarihÎ ve demografik yapıyı hesaba katan nadir örneklerden birisini Washington Post’tan Max Fisher, ‘Ukrayna’da olup bitenlerin iki farklı öyküsü. İkisi de doğru’ başlıklı analizi ile verdi. Bu analizden yola çıkarak madalyonun iki yüzünü aktaralım.

 
BATILILARIN BAKIŞ AÇISI...

Ukrayna’da yaşananlar demokrasi ve AB yanlılarının yolsuz ve otoriter hükümete başkaldırısı. Ukrayna’ya dair bilgisi az olanların kolaylıkla benimseyeceği versiyon bu: “Yanukoviç 2004’te sandıkta hile ile kazandığı seçime isyan edilince geri adım attı. Yeniden yapılan ikinci turda kaybetti. Böylece Turuncu Devrim gerçekleşti. Fakat 2010’da yeniden seçime girip kazandı, giderek daha yolsuz ve otoriter oldu. Kasımda AB İttifak Anlaşması’nı reddedip Rusya’dan 15 milyar dolarlık kurtarma paketini tercih etti. Böylece ülkesini sattı. Protestolar başladı. 16 Ocak’ta protestoları kısıtlayan, basın özgürlüğünü rafa kaldıran ve baskıyı artıran yasayı, lideri olduğu Bölgeler Partisi’nin oy çokluğuyla parlamentodan geçirdi. Polisiye tedbirlerle kan dökülmesine yol açtı.”

 
DOĞULULARIN BAKIŞ AÇISI..

İkinci versiyon tarihÎ ve sosyolojik açıdan sistematik bir bakış sunuyor, bunu daha ziyade siyaset bilimciler ve analistler aktarıyor: “Ukrayna ulusal kimlikler üzerinden zaten bölünmüş bir ülke. Yanukoviç, ülkenin doğusundan, anadili Rusça. 2010’da Doğu Ukraynalıların oylarıyla seçildi. Krizin başında yumuşak davrandı, başbakanını görevden aldı, güvenlik güçlerinin aşırı şiddetine karşı soruşturma başlattı. Ama Rusya’nın ekonomik yardımını kabul edince kendisine karşı ‘darbeye girişildi’. Aşırı sağcılar ön saftaydı. Anketlere bakılırsa AB ile anlaşmayı halkın yüzde 43’ü destekliyor. Rusya ile gümrük birliğine destek de sadece yüzde 30. Protestocular Yanukoviç’in Rusya’ya meyletmesine kızıyorlar. Fakat AB anlaşmasını kabul etse, kendi seçmen tabanını yitirecekti.”
 

Kim bu muhalifler...

21. yüzyıl teknoloji çağı. Ülkeler sızıntılar olmaksızın politika icra edemez hâlde. Ukrayna’daki anlaşmanın perde arkası da derhal yansıdı. AB arabulucusu Polonya Dışişleri BakanıRadoslav Sikorski, resmî beyanında anlaşmayı “İyi bir taviz. Barışa şans veriyor” diye andı. YouTube’a düşen görüntülerinde ise muhalefete “Bunu desteklemezseniz olağanüstü hal olacak, ordu olacak ve hepiniz öleceksiniz” derken yakalanıverdi.

Peki, Sikorsky’nin tehdit ettiği muhalifler kim?

» Yulia Timoşenko: Eski Sovyet coğrafyasından çıkan en etkili kadın lider. 52 yaşında.‘Margareth Thatcher’ ile kıyaslanıyor, lakabı ‘demir leydi’. Ukrayna dilinde ‘kadın’ anlamına gelen ‘Vona’ da deniliyor. Ancak çok tartışmalı bir figür. Ülkenin merkezindeki sanayi kenti Dnipropetrovski’den. Doğalgaz işletmesinden 1999’da Devlet Başkanı Leonid Kuçma’nın başbakan yardımcılığına yükseliyor. 2001’de kovulmuşluğu ve doğalgaz kaçakçılığı ithamıyla kısa süreli hapse girmişliği var. Yandaşları ‘bağımsızlık ve Avrupa geleceğini’ savunduğu için hayran. Lanetleyenleri ise onu ‘siyasi oportünist’ diye tanımlıyor, 1990’lardaki çalıp çırpma dönemlerindeki hızlı zenginleşmesini öne çıkarıyor. Turuncu Devrim sonrası 2009’da başbakanken, Rusya ile yaptığı doğalgaz anlaşması makamını gölgeledi, 2011’de görevini kötüye kullanmaktan 7 yıl hapse mahkûm edildi. AB davanın siyasi olduğunu savunarak bırakılmasını istiyor. 2010 seçimlerinde kılpayı farkla Yanukoviç’e yenilmişti. Timoşenko isyana hapisten öncülük etti. Lideri olduğu ‘Babavatan’ (Batkivshchina) partisi, hapse girdiğinden beri Arseni Yatsenyuk tarafından yönetiliyor.

» Arseni Yatsenyuk: 2000’lerin başında Viktor Yuşçenko’nun ‘Turuncu Devrim’hükümetinde ekonomi ve dışişleri bakanlıklarını yürüttü. Değişim Cephesi’nin lideri.Timoşenko’nun ‘Babavatan’ partisinin parlamento liderliğini üstleniyor. 39 yaşındaki siyasetçi yolsuzluklarla mücadele ve AB perspektifi sunuyor. Aslında 2009’da Timoşenko ile Yanukoviç arasında fark olmadığını söylemişliği var. 2012’de ise Babavatan ile ittifakı seçti. ‘Genç liberal’olarak anılıyor. Dick Cheney’nin eski asistanı olan Amerikan Dışişleri Bakanı Victoria Nuland’ın Kiev’deki Amerikan elçisiyle konuşurken sızan sözlerine bakılırsa, Amerikalıların öne çıkmasını arzuladıkları isim.

» Vitaly Kiltschko: UDAR (Ukrayna Reformlar için Demokratik İttifak hareketi, kısaltması‘Yumruk’ anlamına geliyor) lideri, yumruklarını kuvvetle muhtemel ki Yanukoviç’ten iyi çalıştırır. Zira iki metrelik dev cüssesiyle eski dünya şampiyonu ağır sıklet boksör. 42 yaşında. Lakabı‘Demir Yumruk’. Başkan adaylığında gözü var. Almanya’da yaşamış, cebinde Alman pasaportu olduğu söyleniyor. Berlin’in favorisi. Kendini neo-faşistlerden ayrı tutuyor. Avrupalılarla dirsek temasındaki kimi Ukrayna oligarklarının bile desteğine sahip olduğu söylenmekte. Nuland’ın Amerikan elçisiyle konuşurken sızan sözlerine bakılırsa, Amerikalılar liderliğini pek de arzulamıyor.

» Oleh Tyanibuk: Svoboda (Özgürlük) partisinin lideri. Ukrayna milliyetçisi neo-faşist ve anti-Semitik lider. Ukrayna’nın Moskova-Yahudi mafyası tarafından yönetildiğini söyleyince 2004 yılında parlamentodan azledildi. Tabanı Kardeşlik ve Sağ Kesim gibi militan Neo- Nazi’lerle hareket ediyor.



» Sağ Kesim (Pravy Sektor): Timoşenko, Klitschko ve Yatsenyuk’un onayıyla kendilerini‘Meydan’ın savunma gücü’ ilan ettiler. Barışçı protestoculardan yöntemleriyle ayrılıyorlar. Sağ Kesim’in bileşimi Trizub, Ukrayna Vatasever’i, UNA-UNSO ve Svoboda’dan oluşuyor. Ukraynaa polisine saldıranlar, en az 60 polisi yaralayanlar onlar. Kuvvetle muhtemel ki, Batılı gazetecilere silahlarla yakalananlar da. Farklı görüşleri taşıyanları ‘hain’ ilan edip cezalandırmaktan söz ediyorlar. Liderlerinden birisi geçen hafta Radio Free Europe’a‘CIA’nin kendilerine gerekirse gerilla savaşı başlatılabileceğini söylediğini’ iddia etmişti. Varılan anlaşma bu grupların elindeki silahları İçişleri Bakanlığı’na teslimi gerekirken, neo-nazi Sağ Kesim ret bayrağı açmış görünüyor.
 

Ukrayna, açık çözümü olmayan ciddi bir sorundur


Riyad Makaev / Doğruhaber / Analiz
 

Kırım, Rusya’ya bağlandıktan sonra Putin’in reytingi ülkede maksimum dereceye yani % 80’e ulaştı. Kremlin, bu vatansever duygu patlamasını ülkenin vidalarını sıkmak, eleştirenleri susturmak ve aynı zamanda Rus toplumunu Batı’ya olan eğiliminden kurtarmak için kullanmaya başladı. Batı, Sovyetler Birliği’ni daha doğrusu komünizmi yıkarken ameliyat sırasında bazı “dikişlerin atmadığı” bugünlerde ortaya çıkmaktadır. Demek istediğim şudur: Belki Komünizm rejimi ve Sovyetler Birliği yıkıldı. Ancak, Rus emperyalizmi sömürgeci zihniyetinden kalan kalıntılar yeniden canlanmaya başladı. 

Ukrayna’daki problem belli bir “siğiller” ile ilgili değil, tüm organizmanın aldığı ortak bir kanser problemidir. Bu problem 1989 yılından beri eski komünist bloğun içinde yer alan tüm ülkelerde var olan ve şimdi tekrar canlanan bir hastalıktır. 

Ukrayna’da baş göstermiş olan problem açık çözümü olmayan ciddi bir sorundur. 

Eski Sovyetler Birliği içinde yer alan toplumların hepsinde bu problemi görmek mümkün. Rusya bunu gayet iyi analiz etmiş ve kendince “tedavi metodu” uygulamaktadır. Komünizm yıkıldıktan sonra toplumun önüne sürülen çözüm ve antibiyotik “Batı Demokrasisi” oldu. Ancak genlere işlemiş olduğu komünizmden kurtulmak için bu “antibiyotik” çok tesir göstermemiş olsa gerek. Tüm bu ülkelerde aklanma operasyonu daha doğrusu kemoterapi uygulaması gerekir. Belki “saçlar dökülür kel gözükür” ama toplum daha özgür ve daha bağımsız olabilir. 

RUSYA SOVYET TARZINA DÖNÜŞ YOLUNDA
 

Rusya, Sovyetler Birliği’nden dağılan ülkelerdeki bu virüsü yeniden harekete geçirmeye çalışıyor. Batı, Ukrayna gibi ülkelere vaad ettiği demokrasi ve özgürlük reçetesini yazarken asıl problemin teşhisinde hata yaptı. Bugün AB ve ABD’nin çok yavaş hareket etmesinin nedeni problemin tam muhtevasını bilmemelerinden kaynaklanmaktadır. Post Sovyet ülkelerinde, adeta Rus ajanlar gibi, hala Rus yanlısı düşünen siyasetçiler, düşünürler ve hatta iş adamları vardır. Rusya istediği zaman bunları destekleyerek ülkenin iç siyasetine müdahale edebiliyor. 

AB ve ABD Rusya’ya karşı ekonomik ve siyasi yaptırımlar uyguluyor. Rusya’nın en büyük şirketlerinden “Gazprom”un petrol bölümü ABD’nin yaptırımlarının olası güçlendirilmesi karşısında alıcıları için dolar yerine avro ile sözleşme imzalamak için hazırlık yapıyor. VTB Yönetim Kurulu Başkanı, ‘Rus ihracatçıları ruble ile ödeme yapmayı düşünmeliler’ dedi. Avrupa Birliği ve ABD’nin ekonomik yaptırımları etkisini göstermeye başladı. Moskova dışındaki bölgelerin bütçeleri tükenmiş durumda. 

Krasnodar bölgesi ve Soçi kentinin mali durumu Olimpiyat yatırımları sonucu olarak daha yoğun olmuştu ve şimdi Moskova’ya bağımlılığı artmıştır. Ülkenin diğer bölgeleri bu tatsız durumdan uzun zamandan beri zaten muzdarip durumda. 

Rusya’nın Kırım ilhakı ile girdiği siyasi durum Rusya’nın gelişen gayrimenkul piyasasını da önemli ölçüde durdurdu. Rusya’nın ekonomik olarak büyümesi yavaşladı ve ruble düşmeye başladı. Dolayısıyla Rusya’nın Kırım ilhakı ve Batılı yaptırımları ile başlayan süreçte Rusya’nın ticari emlak piyasası çok ciddi bir düşüşe geçti. Herkes Ukrayna ile ne olacağını bilmek istiyor. Ancak, Ukrayna konusu her gün şaşırtmaya devam ediyor. Son günlerde Doğu Ukrayna’da baş gösteren ayaklanmalar yine Moskova’nın kararnameleri ile hareket edildiğinin göstergesi. Belki tüm göstericiler Moskova’dan alınan talimatlarla hareket etmiyorlardır. Ancak Doğu Ukrayna’da Rus yanlısı göstericilerin başlattığı olaylar açık biçimde Ruslar’dan destek alındığının kanıtıdır. Çünkü ortak söylemleri, Rusya’ya bağlanmak istedikleridir. 

UKRAYNA İÇİN KAOS AN MESELESİ
 

Doğu Ukrayna şehirleri Kharkov, Donetsk, Lugansk’ta göstericiler hükümet binalarını ele geçirirken, Ukraynalı yetkililer Rusya’nın Rus nüfusun çoğunlukta olduğu bölgede ayrılıkçı duyguları körüklediğini ve eylemcileri el altından desteklediğini ve Doğu Ukrayna’yı istikrarsızlaştırmak için uğraştıklarını söylüyorlar. Göstericilerin büyük bir bölümünü Rusya oluşturmuyor ise de Ukrayna’da binlerce Rus gönüllüsü olduğu bir gerçektir. Eski Kremlin danışmanı Sergei Markov’a göre, gönüllüler olası bir çatışma söz konusu olursa eline silah almak için hazırlar. Bir doğu Ukrayna işgali ve Rusya tarafından ilhak düşüncesi, Rusya’da “Levada-Center” şirketi tarafından yapılan bir ankete göre, Rus halkı arasında önemli bir desteğe sahip. 

Doğu Ukrayna’daki senaryo tıpkı Kırım senaryosuna benzemektedir. ABD şimdiye kadar Ortadoğu üzerinde yoğunlaşmış idi. Ukrayna gibi bir ülkede böylesine bir gelişmeyi hiç düşünmemişti. Rusya Doğu Ukrayna için olası bir askeri müdahale senaryolarını görüşürken, ABD bilmediği bölgelere hiç girmez ve uzaktan yaptırımlar ile ve siyasi baskılarla müdahale etmeye bakar. Ancak Rusya şimdiye kadar tüm ekonomideki düşüşlere ve hukuki suçlamalara rağmen kimseyi takmadan bildiği gibi ilerlemeye devam ediyor. 

Batı, Ukrayna’da patlak veren meselede yıllarca karıştırdığı Ortadoğu’nun ve karıştırmak istediği Türkiye’nin ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlayacaktır. Batı ile Rusya’nın savaşında Müslümanlara belirleyici bir güç olma fırsatı doğmuştur. Ancak Müslümanların kendi aralarındaki belirsizlik ve dağınıklık yine bu savaşta belirleyici rolü oynamaya müsaade etmeyecek gibi.
 


17 Şubat 2014 Pazartesi

Only Lovers Left Alive




Jim Jarmusch mükemmel bir mizansen yaratmış. Entellektüel,depresif,karanlık,güzel alternatif müzikler...
Komplike,derin bir hikaye anlatılmıyor filmde.. ama hayatta öyle değil mi,çok komplike planlar,beklentilere pek gerek yok :) anı olduğu gibi yaşıyorsun,hissediyorsun.


Vampir çiftimiz çok bohem. biris Tanca'da yaşıyor,diğeri Detroit'te. (Gece detroit'te araba yolculukları nasıl bir mizansendir) Kablo takıntısı,şeçilen plakların izleyende yaptığı etki,filmin başlangıcının insanı heycanlandırması.

film çok iddalı görünmeden ,insanın üzerinde büyük etki bırakıyor. Bir hikayeyi anlatıyor,hem de çok güzel,büyük laflar etmeden. Müzisyenlerden,bilim adamlarına,efsane kitaplara 150 yıllık modern dönemlerin pinorlarına bir de selam çakıyor.

Tilda swinton,Tom Hiddleston çifti cuk oturmuş..beyaz&siyah..tam olarak böyle..Mia Wasikowska'da tam rolune oturmuş,yırtık dondan fırlar gibi çıkıp :P

2013'ün en çok beklenen filmlerindendi,boşuna değilmiş. alternatif,bohem bir vampir hikayesi,gerzekliğe kaçmadan,iq seviyesini ve stili gayet üst düzeyde tutup hikayesini anlatan bir film.

filmin soundtrackleri de efsanevi,filmi izlemeden tam olarak anlaşılamıyor ama filmle beraber mükemmel bir harmoni oluşturuyor.








18.yüzyıl klasik müzisyeni ,günümüzde yaşasaydı elektro çalar mıydı? Evet çalarmış ;)

9/10

23 Ocak 2014 Perşembe

Top 10 oil&gas companies 2014


Las 10 petroleras más grandes del mundo


De las 10 empresas más grandes del mundo, por su volumen de ingresos, ocho son petroleras o están directamente vinculadas al sector de crudo o gas, según la revista Fortune.  
Sólo tres compañías en el planeta facturan más de 400 mil millones de dólares (mdd) por año. Una de ellas es Wal Mart y las dos restantes sonExxon Mobil y Royal Dutch Shell, ambas petroleras. Así, podemos darnos cuenta de la importancia económica que tienen estas empresas.
En verano de 2012 la revista Forbes elaboró un ranking de las 10 empresas petroleras más grandes del mundo, en función de su producción combinada diaria de petróleo y gas.  Pemex se encuentra en el puesto número ocho, pero ¿sabes cuáles son las petroleras más importantes? 

1-Aramco

La empresa es propiedad de la Familia Real de Arabia Saudita. Su producción diaria suma 12.5 millones de barriles de petróleo (mbp), lo que la convierte en la petrolera más grande del mundo. Su facturación supera los mil mdd al día  y su yacimiento petrolífero más extenso es Ghawar, del que extrae cinco mbp por día, según cálculos de la empresa de análisis y consultoría Wood Mackenzie (WM).

2-Gazprom

La paraestatal de Rusia, Gazprom, es la primera empresa del mundo en producción de gas natural. Su administración depende directamente delKremlin y sus ganancias anuales superan los 40 mil mdd. La empresa se ha erigido como el principal proveedor de gas natural en toda Europa y su capacidad le permite extraer 9.7 mbp al día, según WM.
No obstante, Lukoil y Rosneft son dos empresas de energía rusas que también se encuentran entre las primeras 20 empresas petroleras o de gas más importantes del mundo, aunque en el caso de la primera es de propiedad privada, la segunda es controlada por el Gobierno.

3-National Iranian Oil Co.

La empresa pública de petróleo de Irán extrae cada día 6.4 mbp. Turquía y la India se encuentran entre los mayores consumidores de crudo iraní, junto con varios países europeos. La mayoría del petróleo producido por la National Iranian Oil Co. es exportado a través del estrecho de Ormuz, por donde pasa 20% de todo el petróleo consumido en el mundo.
Irán es el cuarto país exportador de petróleo, con cerca del 5% de cuota de mercado a nivel global, sólo por detrás de Arabia Saudita, Rusia y Estados Unidos.

4-Exxon Mobil.

La empresa norteamericana reportó durante el último año ganancias por valor de 40 mil mdd, aunque su volumen de ventas es de 400 mil mdd, aproximadamente. Exxon extrae 5.3 mbp por día y tiene proyectos de exploración y explotación conjuntos con algunas de las principales empresas del sector, entre ellas la rusa Lukoil.

5-PetroChina

El Estado chino controla a este gigante petrolero, así como a Sincopec CNOOC, tres de las más grandes empresas de energía en el gigante asiático. En la actualidad, la producción de PetroChina supera los 4.4 mbp por día. Sin embargo, expertos aseguran que su capacidad crecerá hasta rivalizar con la rusa Gazprom, debido al potencial de reservas de shale gas (gas de esquisto) que se augura para los suelos chinos.
Aún así, China ha pasado de ser un exportador de crudo a importarlo, cuando en la década de los 90 su demanda comenzó a superar a su producción.

6-BP

British Petroleum es una las empresas petroleras más antiguas en el mundo. Fue fundada en 1909 por empresarios británicos tras su interés en el crudo iraní. Originalmente se denominaba la Anglo- Persian Oil Company. A la fecha, extrae 4.1 mdp por día y tiene presencia en más de 80 países, aunque sus oficinas centrales se ubican en Londres.  La empresa cotiza en el mercado bursátil FTSE 100 Index, de Inglaterra, y tiene un valor de mercado de 81 mil millones de libras esterlinas.  Su facturación en 2011 alcanzó 386 mil mdd y su ingreso neto alcanzó los 25 mil mdd, según cifras oficiales de la empresa.

7-Royal Dutch Shell

La anglo-holandesa, caracterizada por sus colores rojo con amarillo, tiene su sede central en La Haya,Holanda y produce 3.9 mbp por día. Por su nivel de facturación, Shell era la segunda empresa más grande del mundo, pues supera los 470 mil mdd, según cifras oficiales del 4T de 2011. Aunque, según CNN Money, ya ocupa el primer puesto del ranking mundial, por encima de Wal Mart. Su beneficio neto en el último ejercicio superó los 30 mil mdd y emplea a más de 90 mil personas en todo el mundo.

8-Pemex

La empresa paraestatal mexicana se posiciona en el octavo lugar del ranking gracias a una producción estimada en más de 3 mbp por día. El yacimiento más importante por producción de Petróleos Mexicanos sigue siendo Cantarell, en el Estado de Campeche.
Sin embargo, tras un nuevo hallazgo en el Golfo de México, la producción de la empresa podría aumentar, así como su porcentaje de reservas probadas, que en la actualidad supera el 100%. Su facturación se ubica por encima de los 100 mil mdd, emplea a cerca de 140 mil personas y es el principal contribuyente de impuestos del Gobierno Federal, con cerca de un tercio del total recaudado. Pemex es la segunda empresa más grande del mundo que no cotiza en un mercado bursátil.

9-Chevron

Tras la adquisición de Atlas Petroleum por valor de cuatro mil 300 mdd en 2010, la empresa deCalifornia Chevron entró en el ranking de las 10 petroleras más importantes del mundo, según Forbes. La compañía produce 3.5 mbp por día. Su facturación superó los 253 mil mdd en 2011, según datos oficiales, y sus ingresos netos se acercaron a los 27 mil mdd. La compañía norteamericana emplea a 62 mil trabajadores y es una de las petroleras más jóvenes. Fue fundada en 1984, aunque su predecesora, la Pacific Coast Oil Company encontró el yacimiento de Pico Canyon, al norte de Los Ángeles en 1879 y, posteriormente, una concesión para buscar crudo en Arabia Saudita llevó a los petroleros de california al descubrimiento de Ghawar, el yacimiento petrolero más extenso del país árabe.  

10-Kuwait Petroleum Corporation

Con una capacidad de extracción de 3.2 mbp, la empresa kuwaití nacionalizada en 1975 por el Gobierno de ese país, es la número 10 del ranking. Esta compañía fue originalmente fundada en 1934 por las empresas antecesoras de Chevron y BP. En 1990, la ocupación iraquí de sus campos petroleros desató la primera Guerra del Golfo Pérsico. A través de su subsidiria Q8, la compañía tiene operaciones en varios países de Europa, en particular Holanda, Bélgica y escandinavia.  
Cabe destacar que de las 10 primeras empresas de la lista, seis son de propiedad pública, mientras que sólo cuatro son privadas.

16 Ocak 2014 Perşembe

Finans oyunu +Altın vuruş


Önce kağıt dolarları verip dünyadan malları alıyorlar.Sonra da doları değerlendirip daha fazla faiz almaya çalışıyorlar.
Borsada da,kurda da süper çıkış zamanı tutturuyorlar (ya da yaratıyorlar)

Geriye kalan fillerin altındaki çimen misali halk-enflasyon-durulma oluyor.

9 Ocak 2014 Perşembe

İzlediğim en iyi 17 Türk Filmi


Tamamiyle kişisel bir liste.

1. Gemide




2. Sonbahar

3. Yol

4. Eşkiya

5. Umut

6. Gönül Yarası

7. Kader

8. Masumiyet

9. 9

10. Kibar Feyzo

11. Mustafa Hakkında Herşey

12. Uzak



13. Bal




14. Ağır Roman

15. Anayurt Oteli

16.Duvar

17. Kosmos





21 Aralık 2013 Cumartesi

Türkiye'nin 2013 Aralık itibariyle durumu




YAZI
bölüm-1 Ekonomi-Finans Ekseninde


""Bireyleri ve işletmeleri oluşturan toplumların ekonomik olarak davranış
biçimlerine baktığımız zaman, bu toplama bir de toplum adına vatandaşlarından
para toplayan ve bu parayı devlet mekanizmasını sürdürebilmek için ücret
ödemek ve toplum yararına yatırım harcamaları yapmak üzere harcayan devleti
de katmak gerekiyor. Yukarıda anlatmaya çalıştığımız döngüyü milletler için
açıklarsak, bir ülkenin de gelişmesi, büyümesi, gelirinin artması, dolayısı ile
vatandaşlarının refahının artması için yatırımların yapılması şart.
yatırımların kaynağı ise ülkedeki tasarruflar. Ülke ölçeğinde bakıldığında
ülkedeki yaratılan gelirin tüketilen miktarından arta kalan kısmına tasarruflar
diyoruz. Bir başka ifadeyle, bir ülkenin gelirinden yapılan tüketim ne kadar
fazlaysa ve yatırımların verimliliği ne kadar düşükse tasarruf edilen miktar o
kadar azalıyor. İlk sıkıntılı bulgumuzu belirtelim: Türkiye’nin tasarruf miktarı
korkutucu biçimde düşüş gösteriyor. Tüketimin payı %80’leri geçmiş durumda.
Öte yandan buna bağlı olarak ‘tasarruf eksi yatırım’ olarak açıkladığımız tasarruf
açığımız ise giderek büyüyor. Doğal olarak bu açık bizim yurt dışından
kullandığımız başka ülkelerin tasarrufları ve cari açığımıza eşit. Başka ülkelerin
tasarruf sahipleri bize borç vererek ya da doğrudan sermaye şeklinde yatırım
yaparak kaynak sağlıyorlar. İkinci korkutucu olgu birincisine bağlı olarak
gelişiyor. GSMH’mizin % 8’lerine varan cari açığımızın neredeyse % 70’i en riskli
kaynak olan kısa vadeli borçlarla finanse ediliyor ve riski çok düşük olan
doğrudan yabancı yatırımların payı giderek düşüyor. Gelelim işin en sıkıntılı ve
üzücü tarafına! Bütün bunlar olurken ülkemizin büyüme oranları da çok düşük
seyrediyor. Bir diğer bulgu da, özel sektör yatırım oranları sürekli düşüş
gösteriyor. Başka bir deyişle, daha çok tüketim yapıyoruz, yatırımlarımızın hem
verimliliği hem miktarı düşük seyrediyor, dolayısıyla giderek daha fazla açık
veriyoruz ve bu açığı da giderek daha fazla kısa vadeli borçlarla finanse ediyoruz.
Üstelik bütün bu gelişmeler ülkemizin büyüme hızına ve yatırımlarına halel
gelmesin diye faiz oranlarının merkez bankası tarafından çok düşük ve hatta
negatif düzeylerde tutulduğu, yani sermaye maliyetlerinin çok düştüğü
dönemlerde oluyor. Enflasyon ise beklenenin üzerinde seyrediyor ve yönünü
aşağıya doğru bir türlü çeviremiyor. Azalan özel sektör yatırım harcamalarının
olumsuz etkisini telafi etmek isteyen devlet yatırım harcamalarının büyümeye
verdiği katkıyla avunurken, dolaylı vergilerle bütçemizi kurtarıyor. Bu adaletsiz
vergilendirmenin yükünü tüm vatandaşlara yükleme çaresizliğinden
kurtulamıyoruz.
Bu gelişmeleri üzerine yazarşunu der: Sorun tasarruflardan kaynaklandığına göre
tasarrufları özendirecek ortamın hızla yaratılmaya geçilmesi (faiz politikasının
yeniden değerlendirilmesi) ve ülkemizdeki yatırımların verimliliği daha yüksek
alanlara kaydırılması işin başlangıç noktası gibi gözüküyor (inşaatla büyüme ve
çok pahalı projelere kaynak aktarma stratejileri yeniden değerlendirilebilir). İç
taleple büyümenin sınırlarına gelen ülkemizin yönünü, daha az tüketip daha
fazla tasarruf ederek ülke riskini düşürmek suretiyle daha fazla doğrudan
yabancı sermaye ve uzun vadeli finansman sağlayarak değiştirebilirsek, hepimiz
daha yüksek sürdürülebilir büyüme oranlarını yakalayan ülkenin daha çok gelir
yaratan bireyleri olabileceğiz. ""



TURA
bölüm-2 Enerji ihtiyacı ve politikası ekseninde

Dünya Enerji görünümü 2013 fuarından bir alıntıdır :

""Türkiye bir enerji adası değil: Aksine, dünyadaki enerji alanındaki gelişmelerin kendisini dikte ettiği bir ülke” diyerek başlıyor, bu nedenle de, “enerji alanındaki küresel değişimleri iyi izlemeli.”
Sekiz önemli değişimden söz edebiliriz:
Birincisi, önemli enerji aktörlerin roller değişiyor. Enerji ithalatçısı Amerika, 2015’te, çok önemli bir doğalgaz ihracatçısı; Brezilya da 6. büyük petrol ihracatçısı oluyor;
İkincisi, önemli ihracatçı Ortadoğu ülkeleri, aynı zamanda da önemli enerji tüketicileri konumuna geliyorlar;
Üçüncüsü, Doğu’dan Batı’ya doğru Küresel Enerji Kayması hızlanıyor.Çin, Hindistan, Rusya, Ortadoğu, gelişmiş OECD ülkelerinden daha fazla enerji tüketiyorlar. Enerjiye talebinin 2/3’ü Asya’dan gelecek;
Dördüncüsü, Karbondioksit Emisyonları-Küresel İklim Değişikliği Sorunu’nda enerjinin oynadığı olumsuz rol, emisyonun 2/3’ünü yaratma devam ediyor. Enerji alanının meşruiyet sorunu azalmıyor;
Beşincisi, gaz, kömür ve petrolün enerji taleplerini karşılamadaki birinci sıra konumu devam ediyor. Devlet bakanı TR'de kömür üretimini artırmak istediklerini söylüyordu.
Altıncısı, Amerika’nın kayagazından elde ettiği gaz ve petrol ülke içi tüketim için kullanılıyor. Bu, aynı zamanda da, Ortadoğu bölgesinin petroldeki öneminin devam edeceği, petrol fiyatlarının düşmeyeceği anlamına da geliyor;
Yedincisi, yenilenebilir enerji alanında artış var, ama, yeterli değil; bu alanın istenilen düzeyde gelişmesi için, devlet desteği ve katkısı çok önemli ve;
Sekizincisi, dünya nüfusunun 1/5’inin elektriği yok, fakat, bununla birlikte, özellikle Ortadoğu bölgesi olmak üzere, elektrik için ciddi düzeyde büyüyen talep var.
Enerji alanında taşlar yer değiştiriyor.      
Enerji adası değil, fakat bağımlısı olan Türkiye için, ekonomiden dış politikaya kadar, enerji, giderek kilit konuma yükseliyor.""

18 Aralık 2013 Çarşamba

2014 Looking Forward List


 A Most Wanted Man 
A Chechen Muslim illegally immigrates to Hamburg, where he gets caught up in the international war on terror. By Anton Corbijn
















Sin City: A Dame to Kill For



was expected in 2013 but still not arrived. Madness,savagery and film noir-animation  are calling us!


Interstellar 
A group of explorers make use of a newly discovered wormhole to surpass the limitations on human space travel and conquer the vast distances involved in an interstellar voyage.
By cristopher Nolan





La Vénus à la fourrure
Roman polanski, an actress attempts to charm the director to grap the fame




Dumb And Dumber To


Eisenstein in Guanajuato 
... venerated filmmaker Eisenstein is comparable in talent, insight and wisdom, with the likes of Shakespeare or Beethoven; there are few - if any - directors who can be elevated to such heights..


 Snowpiercercheck out the previous trailer on blog


















3x3D
Peter greenaway / J.L. Godard


The Two Faces of January

A thriller centered on a con artist, his wife, and a stranger who try to flee a foreign country after one of them is caught up in the murder of a police officer.

X-Men: Days of Future Past


Fast and Furious 7
After Dominic Toretto and his crew help take down Owen Shaw, his brother Ian Shaw wants revenge.
Jason Statham is on action,wish a perfect chase :)

Need for Speed
Fresh from prison, a street racer who was framed by a wealthy business associate joins a cross country race with revenge in mind. His ex-partner, learning of the plan, places a massive bounty on his head as the race begins.

The Raid 2: Berandal

The plot is unknown, however, the story begins two hours after the first movie ends.
If the guy makes the same effect of debut,,,waiting for the theatre or torrent guyz :P





Jupiter Ascending
In a universe where humans are near the bottom of the evolutionary ladder, a young destitute human woman is targeted for assassination by the Queen of the Universe because her very existence threatens to end the Queen's reign.
Director: Andy Wachowski, Lana Wachowski


The Grand Budapest Hotel



transcendence



Two leading computer scientists work toward their goal of Technological Singularity, as a radical anti-technology organization fights to prevent them from creating a world where computers can transcend the abilities of the human brain.






















London Fields

Clairvoyant femme fatale Nicola Six has been living with a dark premonition of her impending death by murder. She begins a tangled love affair with three uniquely different men: one of whom she knows will be her murderer.

Noah
The Biblical Noah suffers visions of an apocalyptic deluge and takes measures to protect his family from the coming flood.

Director: Darren Aronofsky




















Redirected

Four friends - John, Ben, Tim and Michael - turned first-time robbers, get stranded in Eastern Europe through a series of misadventures and have to find their way back home.
Vinny Jones,tough,british slung-jungle-wanker styla


Trash 




Set in an unnamed Third World country, three kids who make a discovery in a garbage dump soon find themselves running from the cops and trying to right a terrible wrong.

Director:

 Stephen Daldry


Birdman 

A washed-up actor who once played an iconic superhero must overcome his ego and family trouble as he mounts a Broadway play in a bid to reclaim his past glory.

Director:

 Alejandro González Iñárritu

Mozart in the Jungle



















Words with Gods 

9 stories /9 director


Deux jours, une nuit 


Directors:

 Jean-Pierre Dardenne, Luc Dardenne

Ritardinhosss....Fucking Late!!!
The Wolf Of Wall Street
Still,fucking pending list

Only Lovers Left Alive
Jarmusch baba ne bekledik be ağa :)

13 Aralık 2013 Cuma

Galatasaray zoru sever /sezonu yeniden başlatan maç



Ne zaman güçlü,Avrupalı bir takım çıksa karşısına..Ne zaman ümitler,beklentiler kesilse,kritik bir dönemeç olsa,orda Cimbom yeniden doğar.
Sever zorluğu,yüksek konsantrasyonu,avrupa gazetelerinde spor sayfalarında vurgulanmayı:)

Yeni bir hoca,takımı tanımıyor. bir önceki antrenör full atak düşüncesideyken,yeni T.D. daha defansif,daha sağlamcı (Lucescu styla) bir futbolu seviyor.Takımın omurgasının en kritik 2 noktası Muslera Sneijder form tutamadan yeni dönmüş takıma.



Ağır Kopenhag/Fenerbahçe/R.Madrid mağlubiyetleri takımın güvenini yok etmiş. Yeni hoca ve yabancı oyunculara şerefsiz basın bel altı vuruyor yazılarında.Bütün bir olumsuzluklar da çok kritik bir avrupa maçına son 2yılın italyan şamiyonu karşısına çıkıyorsunuz.
Uzun süredir statta maç izlememiştim. Hava koşulları gerçekten kötüydü,fizik gücü ve uzun top koordinasyonu çok önemli bir maçtı. Galatasaray taraftarının maça etkisi inanılmaz oldu. Juventus resmen sindi kaldı. Beraberlikte onlara yarıyordu ve bütün yıldızlarına rağmen sadece beraberliği düşündüler. Bunda sahanın bozukluğu,Pirlosuz etkiliuzun top oynayamamaları,maçın 2.güne sarkması ve taraftarların büyük baskısı çok etkili oldu.


Galatasaray uzun süre sonra Muslera,semih,Melo,Selçuk,Sneijder,Drogba omurgasıyla sahadaydı. Bu takım 5-3-2 de 5-4-1 ya da başka defansta kalabalık bir sistemde oynasa başarır. Çünkü ileri dönük futbolcuları Drogba-Sneijder-Selçuk- Burak(Umut) çok üst düzey klas ayaklardan oluşuyor. Bu adamların bir arada bulundugu bir takım,kanatsız dahi olsa muhakkak gol bulur.



Dider Drogba efsanesi. Çıplak gözle izlemek bu adamı nasip oldu evet. büyük futbolcu...Hagi ile beraber Galatasaray tarihinde oynamış en büyük futbolcu tartışmasız.profosyonel,güçlü ve klas.



Burak yılmaz aızıcık akıllı olsa bugün 2 gol atmıştı,çok koşarak,son vuruş enerjisini bitirdi adeta.mental yapısını düzeltmeli.
Eboue çok yetenekli,hızlı ama ahlaksız bir futbolcu. Sabri'den kat kat iyidir,bu yüzden oynamalı kesinlikle! ama fırsat olup daha genç-istikrarlı bir transfer olursa elden çıkarılmalı (Sabri'yide bonusu diye versinler,,,gerek yok öle altyapı çıkmasına,ruha9
Riera bu maç iyi oynadı,fizik gücüyle ayakta kaldı,,madara olan sol beki topladı ve top tekniği de bariz var. Ama çok yavaş!!!! Türkiye liginden iyi bir sol bek (İsak karabük vs..) bulup alınmalı yerine. M. City'den Kolarov ikna etseniz bile,CL'de oynadığı için oynatamıyoruz avrupada.
Yoksa cok sükse yapardık.
Chedjou vazgeçilmez-bulunmaz hint kumaşı değil.Sakarlık yapıyor her maç.
G.Zan & Semih Kaya bu maç cengaver misali iyi oynadılar. motivasyon yüksek olunca oluyormuş demek ki.
Bruma,büyük potansiyel ..son vuruş ve anticipation ve fizik gücü kazandırılmalı kesinlikle.yıldız potansiyeli var ama bir cocuk hala :)
H.Altintop oyun bilgisi ve sert şutlarıyla 3lü orta saha da çok işe yarayabilir sakatlıktan dönünce. (Sağ bekte de Eboue nin yerine iş görür,kondisyonlu dönerse,,Sabriyi oyuncudan olsalıktan bile saymıyorum bakın!!)
Defansın göbeğine alternatif yerli kontenjanından serdar Aziz olabilir. alışırsa süper olur.Aynı şekilde Aydın/Engin/Sabri vs.den çöplüğünden kurtulmak için iyi-dribling atabilen genç bir sol kanat oyuncusu alınmalı kesinliklei,ligde kilitllenen oynuları kanattan açabilmek için.çünkü Bruma,geri zekalı tüpçü 6-0-4 kontenjanına takılıyor ne yazıkki ://
Amrabat-Dany kiralık gönderilmeli sol bek yerli umut vadeden biri bulunamazsa, CL dışından kariyerli,hızlı ve orta yapabilen oyun bilgisi yüksek bir yabancı sol bek bulunmalı paradan kaçınılmamalı.
Böylece Terim sonrası,yeniçeri temizlik operasyonu yapılmış olur.


CL'de bence, defansif-oturaklı bir kadroyla,uygun transferlerle,şansımız olduğunu düşünüyorum. (M.united,Atletico Madrid, Chelsea bizim için iyi kurralar olurdu.)

Bence takımı istediği sisteme adapte edebilirse Mancini,başarılı olabilir. Çünkü bir taktisyen,ayağını yorganına göre uzatıyor,motivasyonla-gazla sistemi döndürmüyor!! Ama zor iş,efor-takım olma ve başarılı nokta transfer gerekiyor.